Yazı Detayı
08 Eylül 2020 - Salı 13:42 Bu yazı 73 kez okundu
 
VAY BEEE...
Mustafa Yavuz Çolak
yazar@cumra26haziran.com
 
 

Neden ilginç bir başlık attım yazıma?

İnsanlar merak etsin okusun diye. Yazacaklarım bir televizyon sohbet programında can kulağıyla dinleyip, sonunda 'vay bee' dediğim ilginizi çekebilecek bir konu.

Kayseri Tayyare Fabrikasının kuruluş hikayesiyle birlikte dünden bugüne Kayseri'nin nereden nereye geldiğini anlatan bir öykü.

Konu ne olursa olsun, sohbeti ağzına yakışan, küpü bilgi ve kültürle dolu insanlardan dinlemeyi çok severim. Erciyes Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr Mehmet Şahin'i bugün dinlerken inanın soluk almadım denir ya hani, bir kelimesini dahi kaçırmamak için kilitlendim adeta. Dinlediklerimden bir özet çıkarmaya çalıştım sizler için...

Osmanlı'nın son döneminde ve Cumhuriyet kurulmadan önce Kayseri'de yaşayan nüfusun yüzde otuzunu Ermeni ve Rumların oluşturduğu; tehcirle 1915 yılında Ermenilerin büyük bir çoğunluğu, 1924 yılında ise mübadelede Rumların tamamı ayrılmış şehirden. Demiryolu yok, karayolu bile yok sayılan bir dönemde; Cumhuriyet'in kuruluşundan üç yıl sonra, 1926 yılında Kayseri'de bir tayyare fabrikası kurmak üzere birinci Dünya Savaşı'nda müttefikimiz olan Almanya ile bir anlaşma yapılır. Fakat öyle sorunlar vardır ki; Anadolu'nun ortasında ulaşımı olmayan, elektriği ve çalışa bilecek bir tek mühendisi, teknisyeni, ustası dahi bulunmayan bir şehirde bu iş nasıl başarılacaktır? Almanya'nın Hamburg limanından yüklenen tayyare fabrikasının gerekli malzemeleri Mersin açıklarında indirecek liman bulamadığı için beklemektedir. Altı düz mavnalarla sahili kumlu olan kıyıya taşınan bu malzemeler önce demiryolu nakliyesi için istasyonlara at arabalarıyla taşınır. Daha sonra Kayseri'ye en yakın Ulukışla istasyonuna getirilir. Buradan yine at arabalarıyla, at ve katırlarla tam altı ay ugraşılarak Kayseri'ye nakledilir. Bu iş için arazi tahsisi gerektiği için devlet hem fakir halkı desteklemek hem de ticari hayatı canlandırmak için ucuz arazilere yüksek rayiç bedeli uygulayarak bölgeye ilk cansuyunu verir. Çünkü Ermeni ve Rum nüfusun ayrılması ekonomik hayatı neredeyse felç etmiştir. Fakat büyük bir sorun daha vardır, elektrik yoktur şehirde. Bu sorunu çözmek için de büyük bir dizel motor satın alınmış ve parçalarına ayrılarak fabrika alanına taşınması sağlanıp tekrar monte edilerek jeneratör olarak kullanılmış. Fabrikayı kuracak mühendis ve diğer teknik elemanlar, toplam 120 kişiden oluşan Alman ekibi Kayseri'ye gelip işe başlar. İlk etapta sadece amele bulunabilir Kayseri'den. Ülke çapında teknik elemanlar aranır, hem işi öğrenmesi hem de gelecekte fabrikayı döndürecek ekipleri kurmak için. İstanbul'da Osmanlı döneminde teknik eleman yetiştiren bir tek okul vardır, adı 'Sultanahmet Sanat Mektebi' olan o kurum bugünün endüstri meslek liseleri düzeyinde bir okuldur. Buradan mezun olmuş sanayilerde görev almış kişiler bulunarak çalıştığı işte aldığı maaşın iki katı ücretler verilerek usta ve ustabaşı olarak gorevlendirilirler. Bir kısmı Almanya'ya eğitime ve kursa gönderilip altı ay süreyle eğitilmiş ve dil öğrenmelerine de yardım edilmiştir. Fabrikayı kuran Alman mühendisler beş altı yıl sonra bu ustalara teslim edip memleketlerine dönmüşler. Devlet bir yandan da Kayseri'de çıraklık eğitim okulu açarak; fabrikanın mühendisleri, teknisyenleri ve ustabaşı gibi teknik ekipten bir kadro kurup bu okulda öğretmen ve kurs hocası olarak faydalanmıştır. Böylece Kayseri'den yerli bir teknik ekip kurulması amaçlanmıştır. Devlet bir yandan da yurt dışında üniversite eğitimi aldırmak üzere ülkenin başarılı çocuklarını ihtiyacımız olan alanlarda yetiştirmek üzere çalışmalar yapmaktadır. Ülkenin geleceğini planlayan, alt yapısını kuran o müthiş kadro bunları yaparken bir yandan da her türlü ekonomik yatırımların can damarı kabul ettikleri demiryolu ağının kurulması için çalışmaktadır. Tayyare fabrikasından hemen bir yıl sonra Ankara'dan Kayseri'ye oradan Sivas'a demiryolu döşenerek faliyete geçirilmiş. Greyder yok, kepçe yok; kazma kürekle ve insan gücüyle, balyozla taş kırıp raylar döşeyerek ulaşıma açılıyor bölge. Arkasından Sümerbank bez fabrikası devreye sokularak bozkırın ortasında mucizevi işler başarılmış resmen. İlk yüzme havuzu, ilk çim futbol sahası, sosyal hayatı düzenleyen ilk altyapı çalışmaları bu sanayi tesislerinin bünyesinde hayata geçirilmiş. Demiryolu ulaşıma açılınca hem hammadde temini, hem işlediğini gerekli yerlere satmak, ulaştırmak gibi ticareti canlandıran atılımlar gerçekleştirilmiş...

Sayın Mehmet Şahin bunları anlatırken aklımdan geçenleri de paylaşarak bitireyim. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları düşmanı yenmekle kalmamış; cehaleti, ilime bilime karşı direnci, yoksulluğu ve çaresizliği de engel olarak görmemiş hepsinin üstüne yürümüş, dünyanın her yerinden görülen bir meşale tutuşturmuş bu cennet vatanın bağrında. Bu milletin çocukları gerçekleri doğru okumalı, Allah'ın verdiği akılla düşünmeli. Tarihini, dostunu ve düşmanını iyi tanımalı. Unutmayın gençler; tarihini bilmeyen milletler hafızasını yitirmiş insanlara benzer. Bu vatana canıyla, kanıyla, malıyla, aklı ve zekasıyla, bedeniyle hizmet etmiş tüm insanlara hem dünyada hem ahirette Allah dilediklerini versin.

2 Ağustos 2020

 

 

 
 
 
Etiketler: VAY, BEEE...,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Sayfalar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
6
0
0
0
2
2
2
Alanyaspor
6
0
0
0
2
2
3
Fenerbahçe
4
0
0
1
1
2
4
Hatayspor
4
0
0
1
1
2
5
Antalyaspor
4
0
0
1
1
2
6
Beşiktaş
4
0
0
1
1
2
7
Fatih Karagümrük
4
0
0
1
1
2
8
Göztepe
4
0
0
1
1
2
9
Kayserispor
3
0
1
0
1
2
10
Sivasspor
3
0
1
0
1
2
11
BB Erzurumspor
3
0
1
0
1
2
12
Kasımpaşa
3
0
1
0
1
2
13
Denizlispor
1
0
1
1
0
2
14
Yeni Malatyaspor
1
0
1
1
0
2
15
Gençlerbirliği
1
0
1
1
0
2
16
Trabzonspor
1
0
1
1
0
2
17
Gaziantep FK
1
0
1
1
0
2
18
Konyaspor
1
0
0
1
0
1
19
MKE Ankaragücü
0
0
1
0
0
1
20
Çaykur Rizespor
0
0
2
0
0
2
21
Başakşehir FK
0
0
2
0
0
2
OKÇU ECZANESİ


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv