Yazı Detayı
13 Ekim 2020 - Salı 14:11 Bu yazı 39 kez okundu
 
Tarihi Roman Serüveninde Mustafa Necati Sepetçioğlu-9
Anuş GÖKCE
yazar@cumra26haziran.com
 
 

Bu arada insanlara arasında nifak tohumları eken bazı insanları dülger, taşçı, derici kılığında şehre girerek fitne ve dedikodu yayarlar. Karesi topraklarında yuvalanmışlardır. Karesi beyliği Demirhan beyiyle işbirliği yaparak Osmanlı Beyliğini ezmek istemektedir. Fitnenin başı İran’dan gelme Pir Cebbarın Alisi’dir. Osman Bey bu konuda önlem alınmasını istedir. Kayı Obasından da birkaç kişiyi Germiyan topraklarına yollar. Onların faaliyetlerinden haberdar olarak tedbirler alır.

Osman Bey, Kumral Dede’ye çok bağlıdır. Saygıda kusur etmez. Sık sık ziyaret eder, hayır duasını alır. Bir ziyaretinde baş başa kaldıkları bir vakit kuşağının kendisiyle birlikte gömülmesini vasiyet eder. Kumral Dede çok geçmeden vefat eder. Cenazesini Bileyici Baba yıkar. Osman Bey, Kumral Dede’nin kuşakla gömülmesini vasiyet ettiğini söylese de Bileyici Baba kefenden başkasıyla gömülmez der, konuyu Dursun Fakıh’a açarlar. Dursun Fakıh da kefenden başkası haramdır der, kabul etmez. Cenaze namazını Dursun Fakih kıldırır. Bileyici Baba, Osman Bey’in eline bir şey sıkıştırır. Bu, Kumral Dede’nin mektubudur. Osman Bey’in okuması yazması olmadığı için mektubu Bileyici Baba’ya okutturur… “Osman Bey oğlum, bil ki Tanrı uludur. Her meselinde bir hikmet gizlidir; iyi bakarsan gizliyi çözersin, kötü bakarsan kötülüğün kalır. Gördün ki ben, Kumral dede olarak bilinen ben, o kadar istediğim halde bir eski kuşağı bile alıp götüremedim yanımda; dünyalıydı, dünyada kaldı. Götüremedim. Dünya malını vermez oğul, götüreyim diyen eli boş gider. Tanrı’ya emanet olasın bu kadarı yeter bilene…” (Çatı, s. 365) Osman Bey bu arada Kulacahisarı, Koyunhisarını, Bilecik’i, İnegöl’ü ve Yenişehir’i fethetmiştir… Osman Bey Bursa’nın fethi esnasında hastalanır, bir erkek torunu olduğunu öğrendikten sonra hayata veda eder. “Üçler, Yediler, Kırklar” romanında Orhan Gazi dönemini ele alır ve Türklerin Rumeli’ye geçişini, devlet çarkının işleyişini ve Türklerin Bizans ile ilişkilerini, kanaat önderlerini, vezirlerini ve danışmanlarını irdeler. Osman Bey vefat ettiği zaman Orhan Bey devlet erkânını ve beyleri toplayarak beylik üzere meşveret eder. Alaeddin Bey, kendisine edilen beylik teklifini kabul etmez, daha sonra vezirlik teklifine de itiraz edecektir ve Kestel’de medresesi için küçük bir arazinin kendisine mülk olarak verilmesini isteyecektir: “…Alaeddin’in gözleri de öyle gülümsüyordu. Başından belli bir işi konuşuyoruz… sultan sensin; at, kılıç, çeri seni bilir. Osman Bey babamız seni bunun için yetiştirdi. Ben Edebali Tekkesinin çiçeğiyim… Sen ise savaşların, barışların, yine savaşların, yine barışların çiçeğisin. Bunlar olmasa bile benim büyüğümsün, büyük varken, küçüğe uymak düşer. “Konuştuk bunu karındaşım. Kendi isteğimle senin buyruğunda çalışmak istiyorum.” Konuştuklarımızı toparlıyorum ağabeyim izin verirsen. Ben, insanlara buyuramam, ben insanlara yol bile gösteremem. Benim meşrebimde Türkmen’le Türkmen olmayanın ayrıcalığı yoktur, kimin çizdiği sınırların bilinmeyen o yanı bu yanı yoktur; Tanrı’yı biliyorsa, yani Tanrı’yı bilen herkese insan derim ben. Çünkü Tanrı’yı bilen kendini de biliyor demektir ki yeter bu bana. Böyle birini Sultan yaparsan, hele Türkmen’in başına Sultan yaparsan yazık edersin. Sultan sadece kendinden olanı insan bilmelidir, hak onun demelidir, yoksa kurtlar yer sürüsünü. Ben kurtları da haklı bulacak kadar zayıfım…” (Üçler, Yediler, Kırklar, s.33 v.d)

Bileyici Baba, Geyikli Baba’yı ormanda ziyaret eder. Bileyici Babayı hemen kabul etmez, sabrını dener… “Geyikli babanın yüzündeki gülümseme eksilmedi: “Yoldur bu” dedi. Yala da varır, sala da varır… bilmediğin yolda gidersen tabiy… Bildiğin yolda da sabretmezsen, yorulup bıkarsan, erken bırakırsan nasibine yal düşer… Sabredeceksin, neden kendini göstermek sevdasına kapılırsın? Kendini göstermek isteyenlerden çok kendini göstermek istemeyenler çabuk görülür, bilmez misin? Çok çağıran değil az çağıran aranır… …Baş çekerken adam gücü yalnızlığından alır, yolun yalnızlığında bulur. Sen bir ipek kozasının içinde iki böcek gördün mü? Kozayı ipe ören bir yalnız böcektir. Benden alacağın bir şey yok. Kumral isteseydi, soruların cevabını verir giderdi, yolunu gösterir giderdi. Demek ki kendi kurduğu Konağın bir gün gelip ayak bağı olmasını istemedi. Zaman eski konaklarda boğulur zaman yeniliktir; yeni Konaklar ister. Bak şu çevremize, her şey yerli yerinde… tabiat bu…” (Üçler, Yediler, Kırklar, s.202 vd) Orhan Bey’in, Rumeli’de tutunmak için İmparatorluğunu ilan eden Kanta Kuzen’e yardım etmesi ve beyliğini güçlendirmek için onun kızıyla evlenmesi Türk siyasi hayatının başlangıcından beri var olan bir uygulamadır. Temel gaye karşı taraftan gelecek olan saldırıların önüne geçmektir. Orhan Bey’in evlilik işini kardeşine ve çocuklarına açarak onların fikirlerini alması, devlet adamlarıyla meseleyi görüşmesi Türk Devletinde meşveret usulünün ne kadar güçlü olduğunu göstermiştir: (Sürecek)

 

 
 
 
Etiketler: Tarihi, Roman, Serüveninde, Mustafa, Necati, Sepetçioğlu-9,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Sayfalar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Alanyaspor
16
0
0
1
5
6
2
Fenerbahçe
14
0
0
2
4
6
3
Galatasaray
10
0
2
1
3
6
4
Yeni Malatyaspor
8
0
2
2
2
6
5
Antalyaspor
8
0
2
2
2
6
6
Kasımpaşa
8
0
2
2
2
6
7
Çaykur Rizespor
8
0
2
2
2
6
8
Fatih Karagümrük
8
0
2
2
2
6
9
Hatayspor
7
0
1
1
2
4
10
Sivasspor
7
0
2
1
2
5
11
Gaziantep FK
7
0
1
4
1
6
12
Beşiktaş
7
0
2
1
2
5
13
Başakşehir FK
7
0
3
1
2
6
14
BB Erzurumspor
7
0
2
1
2
5
15
Göztepe
7
0
1
4
1
6
16
Konyaspor
6
0
1
3
1
5
17
Kayserispor
6
0
3
0
2
5
18
Trabzonspor
5
0
3
2
1
6
19
Denizlispor
5
0
3
2
1
6
20
Gençlerbirliği
4
0
3
1
1
5
21
MKE Ankaragücü
1
0
3
1
0
4
NEVİN ECZANESİ


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv