Yazı Detayı
12 Ekim 2021 - Salı 14:17 Bu yazı 232 kez okundu
 
Kumdan Kaleler
Mehmet Metin Eren
 
 

Otomobili kumsala yaklaşık yüz metre uzak bir yere park ettiler. Bagaj açıldı. Erdal rulo haline getirilmiş rejisör koltuğu da denilen plaj sandalyelerinin birisini sağ omzuna, diğerini de sol omzuna astı. Eşi omzuna asmak üzere diğerine uzanırken, kız kardeşi plaj çantasını almıştı bile. Şemsiyeyi de alıp altlığını ablasına uzattı. Bagaj kapatıldı. Kapıların kapalı olup olmadığı kontrol edildi. Kumsala doğru yürümeye başladılar.

Deniz iyi görünüyordu. Beyaz köpükler hafif bir dalgayla kıyıya vuruyordu. Kumsalın sağına ve soluna şezlonglar dizilmişti. Çoğu boştu bunların. Sağdakiler bir otele, soldakiler kafeteryaya ait olmalıydı. İkisinin arasındaki küçük bir boşluk da halka ayrılmıştı. “Lütfetmişler!” diye söylendi Erdal. Uygun bir yer seçip plaj sandalyelerini yerleştirdiler. Erdal su doldurmak için şemsiye altlığını aldı. Kıyıda kumdan kale yapmış olan çocukların kalelerine basmamaya özen göstererek denize doğru yürüdü. Bu arada, denize aşağı yukarı beş metre uzaklıktaki bir plaj sandalyesinde yaşlıca bir adamın oturduğunu fark etmemişti.

Dönünce her şeyi hazır buldu. Havlular sandalye arkalığına, kitabı sandalyenin üzerine konulmuştu. Şemsiye kuruldu, sandalyelerin yeri gölgeye göre ayarlandı. Denize doğru yürürken, çocukların kumdan kalelerini devirmemek için biraz sağa doğru yöneldiler. Kendilerini denizin serin sularına bıraktılar. Yarım saat kadar yüzdükten sonra çıktılar.

Erdal iyice kurulandıktan sonra, sandalye kolçağının üzerindeki bardak çukuruna koyduğu gözlüğünü takıp sandalyenin üzerindeki kitabını aldı. Sırtını arkalığa yaslarken, kitap ayıracını kaldığı yerden çıkardı. Tam okumaya başlayacaktı ki bir ses duydu. Bir adam türkü söylüyordu. Bu arada, iki kardeş yerlerine oturup sohbete başlamışlardı bile.

“Çattık” diye düşündü. Birkaç gün önce gittiği başka bir kumsalda bir grubun yüksek sesle müzik dinlediğini sanıp öfkelenmişti. Müdahale etmeyi düşünse de, eşi sesin yandaki gruptan değil, sahildeki kayıktan geldiğini söyleyince vazgeçmiş, kitabını kulak tıkaçlarıyla okumak zorunda kalmıştı. Yine mi böyle olacaktı? Sesin nerden geldiğini anlamak için sağına soluna bakındı. Az önce dikkatinden kaçmış olan ak saçlı adamdan geldiğini fark edince, “Adamcağız, çok efkârlanmış herhalde” diye düşündü. Çok kötü ve yüksek sesle söylüyordu. Güzel söylese bile, burada bu kadar kişiyi rahatsız etmeye hakkı var mıydı? “Neyse, sabredelim bakalım.” diyerek adamı hoş görmeye çalıştı. Yanındakiler sohbeti koyulaştırmışlardı, dünya yansa umurlarında değildi.

Ayıracı tekrar kaldığı yere koyup kitap okumayı bıraktı. “Umarım, tekrar ikinci bir türküye başlamaz ” diye düşünüp, elindeki kitabı bırakmadan, daha rahat bir şekilde arkasına yaslandı. Adamla aralarındaki uzaklık beş metre kadardı. Oturduğu yerden başını, boynunu ve sırtının sandalye arkalığından taşan kısımlarını görüyordu. Dazlak değildi. Vücudu kararmamıştı. Yeni gelmiş olmalıydı. Geniş omuzlarından, tam şişman olmasa da topluca bir adam olduğu anlaşılıyordu. Arkalıktan taşan sarkmaya başlamış etlerinden ve ağarmış saçlarından, adamın yaşını tahmin etmeye çalıştı. Yetmişin üzerindeydi herhalde. Aslında böyle düşünerek sinirlerini yatıştırmaya çalışıyordu.

Sonunda türkü bitmişti Bir de bir iki metre yakınındaki gençlere “Nasıl, beğendiniz mi?” diye sormaz mı! Gençler ne diyeceklerini bilemediler.

“Acaba yeni türküye başlayacak mı? Umarım başlamaz. Yoksa kalkar müdahale ederim. Eyvah başladı! Ne yapsam acaba? Yaşlı bir adamcağız, efkârlanmış, türkü söylüyor. Sana ne! Ama bu kadar insanı rahatsız etmeye hakkı yok ki. Sorumsuzluk, hatta saygısızlık bu! Baksana yanındakilere. Tınmıyorlar bile. Hiçbir şey umurlarında değil. Bu dünyayı sen mi düzelteceksin? Sakin ol! ” Erdal kafasındaki bu düşüncelerle boğuşurken, her şeye kayıtsız kalıp sohbete devam eden yanındakilere de sinirlenmeye başlamıştı. Dişlerini sıktı. “Ya sabır!” çekip bu türkünün de sonunun gelmesini bekledi.

Kararlıydı. Bundan sonra bir türkü daha söylemeye başlarsa müdahale edecekti.

“Biraz gecikti mi ne! Başlamayacak herhalde. Oh be dünya varmış!” İki türküdür elinde tuttuğu kitabın arasındaki ayıracı aldı. Önceki düşüncelerinden sıyrılıp tam okumaya başlayacaktı ki, adam yeni bir türküye başladı.

“Allah’ım sen büyüksün bana sabır ver!” Yanında oturanlara baktı. Oralı bile değiller.

“Yoksa yaşlandıkça daha huysuz biri mi oldum? Biraz daha hoşgörülü olmak bana ne kaybettirir ki? Ama sorumsuzluğa izin verdiğim sürece, aynı sorumsuzluğa ortak olmuyor muyum? Baksana çevrendeki insanlara! Hepsi hallerinden memnun görünüyorlar. Kim ne yaparsa yapsın, müdahale edeceğim. Türküyü bölmesem mi acaba? Bölersem saygısızlık etmiş olurum. Neyse, türkü bitsin gerekeni yaparım.”

Türkü bitti. Elindeki kitabı sandalyenin üzerine koydu. Tam yerinden kalkmak üzereydi ki…

Türkü söyleyen adam oturduğu sandalyeden ağır ağır kalkıp arkasını döndü. Yuvarlak yüzü buruş buruş olmuş, al yanaklı, gözleri çipil çipil bakan bir ihtiyardı. Sekseninde gösteriyordu. Bıyıkları yoktu.

“Kusura bakmayın, sizi rahatsız ettim” dedi yüzündeki mahcup bir ifadeyle. Üçü de sözleşmiş gibi “Estağfurullah” dediler. Diğerlerinin ağızlarından dökülen nezaketen söylenmiş bir sözdü. Ama Erdal’ın “Estağfurullah” deyişinde, kendisinden başka hiç kimsenin bilmediği bir utanç gizliydi. Neler düşünmüştü oysa. Adam denize doğru yürümeden önce “Hakkınızı, helal edin!” demeyi de ihmal etmedi. Hepsi “Helal olsun.” dediler. Erdal bu sözü o kadar farklı bir tonda söylemişti ki, sanki az önce duyduğu utanç duygusu daha da artmış gibiydi.

Hepsi denize doğru dalgın dalgın yürüyen adamın ardından bakakaldılar. Bakarken ağlamaklı bir şekilde bağıran bir çocuğun sesini işittiler: “Ne yaptın amca!”

Adam çocukların birisinin yaptığı kumdan kalelerden birisini devirmişti. “Özür dilerim, evlâdım” dedi, üzgün bir ses tonuyla. İşaret parmağını şakağına dayayarak ne yapacağını düşündü. Eğildi. Bir eliyle yerden destek alarak oturdu. Bacaklarını yere yaydı. Devrilen kaleden kalan kumları bir araya toplayıp yığın haline getirdi. Biraz kurumuş olduğunu fark edince, kıyıdaki ıslak kumları eşelemeye başladı.

 

 

 
 
 
Etiketler: Kumdan, Kaleler, ,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Sayfalar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Trabzonspor
39
31
0
3
12
15
2
Fenerbahçe
27
24
4
3
8
15
3
Konyaspor
27
23
2
6
7
15
4
Hatayspor
26
23
5
2
8
15
5
Başakşehir FK
25
23
6
1
8
15
6
Alanyaspor
24
20
5
3
7
15
7
Galatasaray
23
21
4
5
6
15
8
Fatih Karagümrük
22
22
5
4
6
15
9
Beşiktaş
21
22
6
3
6
15
10
Adana Demirspor
20
20
5
5
5
15
11
Sivasspor
19
21
4
7
4
15
12
Kayserispor
19
20
6
4
5
15
13
Giresunspor
19
15
6
4
5
15
14
Altay
18
20
7
3
5
15
15
Antalyaspor
18
18
7
3
5
15
16
Gaziantep FK
18
18
7
3
5
15
17
Göztepe
14
15
7
5
3
15
18
Yeni Malatyaspor
14
12
9
2
4
15
19
Kasımpaşa
11
14
8
5
2
15
20
Çaykur Rizespor
10
12
11
1
3
15
KUZEY ECZANESİ


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv