Yazı Detayı
31 Mart 2020 - Salı 13:11 Bu yazı 255 kez okundu
 
DOĞA BİZİ KAPININ ÖNÜNE KOYAR MI?!
Mustafa Yavuz Çolak
yazar@cumra26haziran.com
 
 

Camcı dükkânına girenler bilecektir; ne tarafa dönseniz öbek öbek, çeşitli boyutlarda demetlenip istif edilmiş cam yığınlarını görürsünüz. Kırılma tehlikesi oldukça yüksek, fakat kıymetli de bir malzemedir cam!
İşte böyle bir dükkâna giren sakar bir müşteri, kaşla göz arasında koca bir tabak camı şangır şungur indirince; dükkân sahibi müşteriye ‘sakın kımıldama’ diyerek seslenir, telaşla. Paniğe kapılan müşterinin onu duyması şöyle dursun; Aman Allahım! Vah vah demesiyle ikinci bir tabağı daha indirmesi bir olur!
Ne yaptın be kardeşim, bi dur yaa; bi dur Allah’ını seversen, kımıldamaaa!!!
Kontrolden çıkan müşterinin artık kimseyi duyacak hali kalmaz; tüh be, ne yaptım ben ya diye söylenirken arkasına, sağına soluna döndükçe koca bir tabağı daha indirir!
Elindekileri çalışma masasına bırakıp koşar dükkân sahibi ve adamı kucakladığı gibi sokağa, kapının önüne koyar…
İçeri girme sakın, burada dur; duman ettin beni be kardeşim, bela mısın sen benim başıma?!
Bundan sonrasını, hikâyenin devamında neler yaşandığını doğrusu ben de bilmiyorum. Yaşanmış olayların, yöresel fıkraların üstatlarından, Merhum Musa Tongur Hocamdan dinlemiştim bu öyküyü.
Neden konuya böyle bir öyküyle dâhil olduk derseniz; bizi bağrına basan, aç sefil bırakmayıp doyuran yaşlı dünyamız da, acep bir gün bizi kapının önüne koyar mı? Diye bir soru, hep aklıma gelir nedense…
Düşüncemi destekleyen sayısız örnekle karşılaştım bugüne kadar. Sorunları bildiğimiz halde çözüm üretemediğimiz pek çok problemimiz var. Zihinsel yol haritamızda çıkmaz sokaklar vardır. Bir kelimenin içine sığdırıp, çevrecilerin diliyle söyleyecek olursak; hayatımızdaki paradigmalardır bunlar.
Birkaç hafta önce, Beyşehir İlçe Tarım Müdürlüğümüzün misafiri olmuştuk. İlçe Müdürü Nurettin Karşıyaka’ya göldeki su seviyesini, balıkçılığın ne durumda olduğunu sormuştum. İlçe Müdürümüz çarpıcı rakamlar verip “Geçmişte Beyşehir Gölünden bir sezonda 1000-1200 ton balık avlandığı yıllar var; günümüzde ise ancak 50 ila100 ton aralığında balık avlanabiliyor artık” demişti. Balık işleyip ihracat yaparak ülkemize döviz kazandıran birçok tesisin kapandığını üzülerek ifade ediyor, gölü yeniden eski bereketli günlere döndürmek için çalıştıklarını söylüyordu…
Nasıl olur, insan besinleri arasında istisnasız listenin en başına yazılan balık gibi kıymetli bir gıda, bu kadar cephe yitirip yok olma noktasına gerileyebilir! Bu önemli sorunun bildiğimiz ve bilmediğimiz sebepleri nedir diye sormaya hazırlanırken; tam zamanında diye bileceğim bir tevafukla, gölde avcıların kontrolünü yürüten kolluk kuvveti yetkililerinden Jandarma komutanları kapıdan giriverdi. Yakaladıkları, kaçak ve usulsüz av yapan avcılara uyguladıkları ceza tutanağı ve makbuzlarını teslim etmek üzere geldiklerini söylemişlerdi. Meselenin sadece avcı boyutuyla ilgili bir sürü soru sormuştum onlara da. İnsanımızı yanlış yapmaktan ne alıkoyar sizce; ceza mı yoksa eğitim mi daha etkili bir yöntemdir diye sormuştum. Şu an kesinlikle cezai müeyyideler daha etkili ve caydırıcı, fakat o bile durduramıyor insanları! Eğitimle verdiğiniz her türlü faydayı, zararı çok iyi biliyorlar ama durum ortada. Bu çok boyutlu bir mesele, çok yönlü ele alınmalı ve ortak bir çözüm yolu bulunmalı; aksi takdirde gölde balık nesli giderek yok olmaya mahkûmdur! Bu konuyu da enine boyuna ele alıp yazmalı bir gün diyerek, önümüzdeki günlere erteliyorum, zira bir köşe yazısına sığmayacak kadar mühim mesele…
Yeri gelmişken şimdi, bir camcı dükkânına benzetirsek dünyayı; hangi camı kaldı kırmadık diye bakınca, anlarız herhalde bir gün han yayı, Konya’yı…
Tabiat Ana bize daha ne kadar tahammül edecek ki? Bitiremesek te derelerini kuruttuk, ormanlarını talan ettik. Çiçeğine böceğine, kurda kuşa barınacak, dalında yuva kuracak bir ağaç bırakmadık. Evet, biz yaptık bütün bunları; kimse kendini masum sanmasın!
İnsanları doğaya saygılı olmaya davet eden Kızılderili Şef Seattle: “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak!” derken kimleri kastediyordu acaba…
Yarattığı tüm canlılar hane halkı, dünyamız da yeryüzü sofrası olduğuna göre, Yüce Yaratan bize hep cömert davranmıştır. Bu lütuf ve ihsana karşılık olarak biz ne yapıyoruz? Aç gözlülük, israf, yağma ve talan! Hiç var mı; gelecek nesiller nasıl karnını doyuracak bu dünyada diyeni gördünüz, duydunuz mu? Bilinçli, duyarlı, vicdanlı insanlar yok değil; sayıları az da olsa onlar çırpınıyor, yanı başımızda feryat koparıyorlar ama duyanımız yok! Sınırsız sanılan kaynaklar, gözümüzün önünde kuruyup yok olmakta; tarım alanları, otlak ve meralar daralmakta. Sözün özü; dünya sıkışıyor ve giderek artan nüfusu besleyip barındırmada zorlanıyor. Herkes dillendirip sesli düşünemese de, bilinçaltımızda ortak bir korku var; gıda, hiçbir bedelin satın alamayacağı stratejik bir silah haline gelirse?!
Korku tüneli gibi oldu ama lütfen söyleyin, haksız mıyım? Çare ne kardeşim, hep sorun mu dinleyeceğiz derseniz, bir cevabım var: Doğaya; çaldıklarımızı geri vermeliyiz…

2015

 
 
 
Etiketler: DOĞA, BİZİ, KAPININ, ÖNÜNE, KOYAR, MI?!,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Sayfalar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Trabzonspor
53
0
3
8
15
26
2
Başakşehir FK
53
0
3
8
15
26
3
Galatasaray
50
0
4
8
14
26
4
Sivasspor
49
0
5
7
14
26
5
Beşiktaş
44
0
8
5
13
26
6
Alanyaspor
43
0
7
7
12
26
7
Fenerbahçe
40
0
8
7
11
26
8
Göztepe
37
0
9
7
10
26
9
Gaziantep FK
32
0
10
8
8
26
10
Denizlispor
31
0
11
7
8
26
11
Antalyaspor
30
0
10
9
7
26
12
Gençlerbirliği
28
0
12
7
7
26
13
Kasımpaşa
26
0
14
5
7
26
14
Konyaspor
26
0
10
11
5
26
15
Yeni Malatyaspor
25
0
13
7
6
26
16
Çaykur Rizespor
25
0
15
4
7
26
17
MKE Ankaragücü
23
0
13
8
5
26
18
Kayserispor
22
0
14
7
5
26
NEVİN ECZANESİ


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv