Yazı Detayı
25 Ağustos 2020 - Salı 16:41 Bu yazı 128 kez okundu
 
Çocukluğumun Aşure (Muharrem) Ayı
Sadık Gökçe
yazar@cumra26haziran.com
 
 

Muharrem ayına girdik. Bizim küçüklüğümüzde bu aya aşure ayı denirdi. Muharrem ayı olduğunu çok sonraları okuma merakımız arttıktan sonra öğrendik.

Aşure ayı yaklaştığı zaman mahallemizde bir heyecan başlardı. Çünkü istisnasız her evde aşure pişirilir ve sokakta bulunan bütün evlere dağıtılırdı. Şimdi olduğu gibi market ve bakkallardan aşurelik alınmaz bütün malzeme evde bulunan gıda maddelerinden karşılanırdı.

Hemen hemen mahallemizde oturan her yaşlının kendine özgü bir aşure anlayışı vardı. Biz çocuklar yememiz için önümüze konulan aşurenin kim tarafından pişirildiğini anlardık. Şayet tahmin edememişsek bu aşure muhakkak mahallemize yeni taşınan birileri tarafından getirilmiş olurdu.

O dönemlerde insanlar lakapları ile anılırlardı. Benim dedeme “Gollu Memed” derlerdi. Dedem Gollu Memed Dede” olunca o zamanın doğal hali olarak hanımı da “Gollu Ebe” oluyordu.

Mahallemizin yaşlıları dedem yani Gollu dede, bizim köylü Türkoğlu dede, Kuzucu Köyünden Seydi dede, yine bizim sokakta Hayveli dede, Köylüoğlu, Avdullu dede ve Kelesten dede’den oluşuyordu. Bunların hanımları da Gollu ebe, Türkoğlu ebe, Seydi ebe, Avdullu ebe vs. isimlerini alıyorlardı. Yani kadınlar kocalarının ismi ile özdeşleşmiş bir şekilde yaşıyorlardı.

Türkoğlu dede dediğimiz şahıs bizim köye sonradan yerleşmişti. Köyün yerlisi olmadığı için yani Yörük olmadığı için kendisine Türk lakabını uygun görmüşler ve lakabı Türkoğlu olmuştu.

Ben Gollu ebe dediğim ninemin adının Anahanım olduğunu ilkokulu bitirdikten sonra öğrenmiştim. Bunu bilgiç bilgiç arkadaşlarıma anlatınca itiraz etmişler, olur mu onun adı Gollu ebe demişlerdi.

Dediğim gibi herkes namı ile anılırdı ve bu saydığım her bir ebenin kendisine has bir aşure yapım tarzı vardı…

Mesela; Tükoğlu ebe her Kurban Bayramında kurbanın kaburgasından bir parçayı aşurelik olarak saklardı. Aşurede tatlandırıcı olarak pekmez kullanır ve ayırdığı kurban kaburgasından bir parçayı muhakkak aşın içine atardı.

Aşurede genellikle evde bulunan nohut, fasulye, buğday kullanılır ve bu malzemeyi yediye tamamlamak için de üzüm, kayısı kakı (kurusu), biraz ekşilik vermek için erik kullanılırdı. Yedinci katkı maddesi farklı olurdu. Yukarıda belirttiğim gibi Türkoğlu ebe kurban kaburgası koyardı. Ebemin sandığından çerez hiç eksik olmazdı. O genellikle fıstık içi koyardı. İncir koyan olurdu veya daha başka malzemeler konulurdu.

Her evde mutlaka aşureye konulmak üzere bir miktar Zemzem saklanır ve saklanan bu Zemzem pişirilen aşurenin suyuna karıştırılırdı.

Aşure pişirmek için özel küçük kazanlar bulunurdu. Bunların her iki yanında tutmak için dövme kulplar olurdu. 30-40 kilo malzeme alan bu küçük kazanlara “aşırma” adı verilirdi. Bahçelerde bulunan ocaklarda yakılan ateş üzerine konulan bu kazanların içinde aşure yavaş yavaş pişirilir ve kıvamına getirilirdi.

Aşure pişip hazır hale gelince soğumadan sıcak sıcak komşulara ulaştırılırdı. Şimdi olduğu gibi her eve bir kâse aşure bırakılmazdı. Herkes komşusunu çok yakından tanıdığı için evde yaşayan nüfustan da haberdar idi. Evde bulunan nüfusa göre aşure top çanaklar içinde (büyük bakır tas) veya bakraçlar ile dağıtılırdı.

Aşure ayının 10’u ile 20’si arasında biz çocuklar adeta bayram eder aşureye doyardık. Evlere dağıtılan aşurelerden başka aşure pişiren evler sokaktan çocukları çağırır onlara büyük taslar içerisinde tamam doyduk diyene kadar aşure ikram ederlerdi.

Şimdi yapılan aşurelerde kullanılan malzemeler hemen hemen standart. Markete gidip hazırlanmış bir aşurelik paketi alıyorsun ve eve gelip hazırlıyorsun. Bahçeye kurulan ocakta odun ateşinde yavaş yavaş pişen aşurenin yerini, tüp gaz yanan ocaklarda aceleyle pişirilen aşureye bıraktı. Apartmanda bulunan her daireye sadece bir kâse istihkak düşüyor. Aile kalabalıksa verilen aşure dişinizin kovuğunu doldurmuyor.

İnsanlar lakapları ile anılmıyorlar. Gollu ebe, Türkoğlu ebe, Avdullu ebe vs. Allah’ın rahmetine kavuştular. Sonradan gelenler teknolojiye ve medeniyet denilen tek dişi kalmış canavara teslim oldular. Bakırdan yapılan top çanaklarımızın yerini camdan veya plastikten yapılmış küçük kâseler aldı. Bakır bakraçlarımızın yerini plastik kovalara terk etti. Aşure pişirilen kulplu aşırmalarımızın yerine çelik tencereler oturdu.

Eski malzemeler ve araçlar ortadan kalkıp yerini modernlerine bırakınca, bizim de damak zevkimiz değişti. Sanıyorum birçoğunuz aşurenin içine et ve erik atıldığını duyunca yüzünüzü ekşitip “o da yenir miymiş?” şeklinde bir tepki gösterdiniz.

O dönemde yapıldığına ve halen de hatırlandığına göre demek ki yapılıyor ve yeniyormuş.

Bütün okuyucularımın ve hakkıyla Hakka tapan Müslümanların Hicri yılbaşlarını kutlar, Muharrem ayının bütün dünyaya barış ve bereket getirmesini yüce Yaratan’dan niyaz ederim.

 
 
 
Etiketler: Çocukluğumun, Aşure, (Muharrem), Ayı,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Sayfalar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
6
0
0
0
2
2
2
Alanyaspor
6
0
0
0
2
2
3
Fenerbahçe
4
0
0
1
1
2
4
Hatayspor
4
0
0
1
1
2
5
Antalyaspor
4
0
0
1
1
2
6
Beşiktaş
4
0
0
1
1
2
7
Fatih Karagümrük
4
0
0
1
1
2
8
Göztepe
4
0
0
1
1
2
9
Kayserispor
3
0
1
0
1
2
10
Sivasspor
3
0
1
0
1
2
11
BB Erzurumspor
3
0
1
0
1
2
12
Kasımpaşa
3
0
1
0
1
2
13
Denizlispor
1
0
1
1
0
2
14
Yeni Malatyaspor
1
0
1
1
0
2
15
Gençlerbirliği
1
0
1
1
0
2
16
Trabzonspor
1
0
1
1
0
2
17
Gaziantep FK
1
0
1
1
0
2
18
Konyaspor
1
0
0
1
0
1
19
MKE Ankaragücü
0
0
1
0
0
1
20
Çaykur Rizespor
0
0
2
0
0
2
21
Başakşehir FK
0
0
2
0
0
2
SAĞLIK ECZANESİ


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv