Yazı Detayı
31 Mart 2020 - Salı 13:11 Bu yazı 140 kez okundu
 
ASRIN KAHRAMANLARI
Gülay Sormageç
yazar@cumra26haziran.com
 
 

Okuyacağınız hikayeler;  içinde Kahraman Seyitler, Ahmetler, Mehmetlerin olduğu cesaretin canlı halinin hikayeleri. Bu hikayeleri okurken kendinizi, tarihinizi, Türk’ün üstün ahlak ve karakterini bulacaksınız.

Çanakkale Kahramanlarını tanımak ve tanıtmak için bu kitabı kaleme aldık. Bunun bir vatan borcu, vefa borcu olduğunun bilinciyle kalem oynattık.

Genç zihinlere ve dinç yüreklere “Vatan Sevgisi” nin tohumunu atmak istedik.

 Çanakkale savaşları, başlı başına dünyayı dize getiren ve dünyanın en güçlü ordularını “ Çanakkale’den Geçirmeyen” bir kahramanlık destanıdır ve Asrın Destanıdır.

 Bin yıllık Anadolu tarihimizde yüzden fazla zafer kazandık. Çanakkale bu zaferlerin en büyüğüdür. İnanılması güç, baş edilmesi çok zor şartlarla karşılaştılar. Hiçbir şeye aldırış etmeden kendilerini vatanlarına feda ettiler. Şimdi havasını soluduğumuz, buz gibi sularını içtiğimiz, göğünde Bayrağımızın özgürce dalgalandığı, Ezanlarıyla içimizi ısıtan mübarek vatanımızı savundular.

 Savaş sadece cephede kazanılmaz ve sadece cephede savaşılmaz. Zaferin bir de görünmeyen yüzü vardır. Pek de dile getirilmeyen yüzü!

 Cephe gerisinde Mehmetçiğe destek veren, dua eden koca bir millet vardı. Türk Milleti! Sofrasına oturduğunda Mehmetçiği düşünmekten lokmaları boğazına takılan, cephede savaşan yiğitlerin yatağının toprak, yorganının gökyüzü olduğunu bilen analar, dedeler, nineler, genç kızlar, çocuklar vardı… Çeyiz sandıklarını Mehmetçik için boşaltan genç kızlar… Yüce bir milletin fedakarlığı vardı…

  Siz de Asrın Kahramanlarını tanıyacak, onların yaşadıklarını sevecek; beraber savaşacak, beraber üzülecek, beraber sevineceksiniz…

Çanakkale kara savaşlarının Kahraman Komutanı Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, aziz şehitlerimiz ve gazilerimizi rahmet, minnet ve Fatiha’larla anacaksınız…

( 20-Mart’a kadar hikayeleri bölüm bölüm paylaşacağız efendim!)

                                                                                       Gülay SORMAGEÇ

 

 

 

 

                                        HİKAYELERİMİZ

Belgesel olarak kaleme alarak kurguladığımız hikayeleri keyifle okumanız dileğiyle efendim!

                                              ON İKİ YIL

   Dağlarında keklik seken, kekik kokan, keçilerin, oğlakların otladığı çalılıkları, yeşilin birkaç tonuyla gülümseyen ağaçları, şırıl şırıl akan dereleri, yüreği vatan sevgisiyle çarpan insanların yaşadığı şirin bir köy Anbarcık köyü. Köylüler Anbarlı derler. Havası temiz, insanı cömert, çalışkan ve misafirperver Anbarlı köyü Burdur şehrinin gözdesidir.  Bereketli toprağından çıkan meyve ve sebzelerini en iyi onlar bilir. Tatlı, sulu meyveleri, taptaze sebzeleri, sütü, yumurtası bol ve ayrı seçilirdi. Sırf bunları satın almak şehirli pazara gelir. Köylüler de bunları satarak geçinirdi. Pazardan evlerine mutlu mutlu dönerdi… Yıllar bu güzelliği hiç değiştirmemiş…

Misafirperver dedik ya!

 Cömert dedik ya!

 Satarken bile terazide fazla fazla tartarlar. Allah bereket versin derler hallerine şükrederler bizim Anbarlı’lar. Daha bitmedi. Herkesin övgüsünü duyduğu misafir olmak istediği bir de konuk odaları vardı.

 Gelen, geçen yolcuları ağırlar. Açları doyurur, dinlenecek olanları istirahat ettirirdi. O kadar ki,  gelen yolcuların hayvanlarının yemleri bile verilir onlar da doyurulurdu.

  Köylerin girişinde bulunur konuk odaları. Anbarcık Köyü girişinde de iki konuk odası vardı. Birisi köyün adı ile anılan diğeri de köy ağasının özel misafir odası. Gelip, geçen yolculara candan, sıcak Türk’ün misafirperverliğini yaşatır ve bundan gurur duyarlardı. Sedirleri hiç boş kalmazdı konuk odalarının. Önemli kararlar burada alınır ve köy halkına duyurulurdu. Kimin düğünü olacak, kimler askere gidecek, kimin bir sıkıntısı var konuk odalarında konuşulur ve çözüm bulunurdu. Asker mektupları buraya gelir buradan ailelerine iletilirdi.

Günler Anadolu’nun dört bir yanından cepheye asker gönderildiği günlerdi. Aynı zamanda asker mektuplarının büyük bir özlemle beklendiği günler… Gökyüzünde kara kara bulutların dolaştığı, konuk odalarında konuşulanların da hiç iç açıcı olmadığı günler. Cepheden gelen şehit haberleri yürekleri dağlıyordu. Yaralı gazilerin durumu ayrı bir sızı ne konuşulsa tat yoktu. Şırıl şırıl akan dereler dertli dertli akmaya başlamıştı. Yaşlı, genç, kadın, erkek, çocuk herkes vatanın derdine düşmüş, uykuları kaçmıştı… Uykusu kaçanlardan biri de Anbarlı köyünün yiğit delikanlısı İsmail…

 Üç ay olmuştu İsmail evleneli. Düğün hatıraları taptazeydi karısı Ayşe’nin ve İsmail’in… Mehmetçik cephede şehit olurken yatağında rahat yatmak ar geliyordu İsmail’e… Boğazı düğümlendi. Uyku girmiyordu gözüne. Pencereye yaklaştı perdeyi hafifçe araladı ve gözlerini dikip baktı zifiri karanlığa…  Bu gece başkaydı… Yüreğindeki kıpırtı başkaydı… Gecenin karanlığı gibi sıkıcı ve meçhul!..

  Ayşe’yi de uyku tutmamıştı. Bir şeyler olacağını hissediyordu ama ne olacağını kestiremiyordu. İçin için dualar ediyordu hayırlar olsun diye… İsmail’de tarifi zor bir heyecan…  Konuk odasında akşam vakti konuşulanlardan sonra yüreği cız etmişti. Hırslanmıştı. Uykusunu bölen hırsta buydu zaten. İçi içine sığmıyordu İsmail’in…  Düşmana haddini bildirmeliydi…  On ayrı yerde on cephe açılmıştı… Yemen’den Galiçya’ya… Nasıl evde dursun ki; İsmail… Kabına sığamaz olmuştu… Gitmeliydi cepheye, ardına bakmadan gitmeliydi… Karısını ve karnında ki bebesini Allah’a emanet edip gitmeliydi… Hem sık sık mektup yazardı. Onları  merakta bırakmazdı… Bu düşünceler içinde odanın bir tarafından diğer tarafına olta atarak çantasını hazırlıyordu gecenin bir yüzünde İsmail. Karısı daha fazla dayanamadı sordu:

İsmail’im nedir bu telaşın? Söyle hele dermanın olayım.

İsmail yutkundu… Hüzünle karışık bir kararlılıkla cevap verdi:

Derdim vatandır güzel gözlüm, derdim vatandır… Cepheden gelen haberleri bilirsin. Artık kalma vakti değil gitme vaktidir…  Gidiyorum… Hakkını helal et…  O anda İkisi de birbirine sarıldı.

Ayşe hiç tereddütsüz:

Helal olsun yiğidim. Git, gözün arkada kalmasın. Vatan sana emanet. Bizim için tasalanma. Allah Büyük. Biz, başımızın çaresine bakarız. Vakit kalma vakti değildir. Haklısın gitme vaktidir.

İsmail:

 Sen de bebemizi büyütürsün… İşleri takip edersin… Anam, babam da sana emanet… Seni mektupsuz bırakmam meraklanma der çantasını omzuna alıp ardına bakmadan yollara düşer.

İsmail ve onlarca vatan evladının cepheye akın akın gittiğinde takvimler 1910 yılını göstermekteydi. Günler günleri kovaladı. Haftalar geçti. Aylar oldu. Tam dört ay geçmiştir.(Sürecek)

 
 
 
Etiketler: ASRIN, KAHRAMANLARI, ,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Sayfalar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Trabzonspor
53
0
3
8
15
26
2
Başakşehir FK
53
0
3
8
15
26
3
Galatasaray
50
0
4
8
14
26
4
Sivasspor
49
0
5
7
14
26
5
Beşiktaş
44
0
8
5
13
26
6
Alanyaspor
43
0
7
7
12
26
7
Fenerbahçe
40
0
8
7
11
26
8
Göztepe
37
0
9
7
10
26
9
Gaziantep FK
32
0
10
8
8
26
10
Denizlispor
31
0
11
7
8
26
11
Antalyaspor
30
0
10
9
7
26
12
Gençlerbirliği
28
0
12
7
7
26
13
Kasımpaşa
26
0
14
5
7
26
14
Konyaspor
26
0
10
11
5
26
15
Yeni Malatyaspor
25
0
13
7
6
26
16
Çaykur Rizespor
25
0
15
4
7
26
17
MKE Ankaragücü
23
0
13
8
5
26
18
Kayserispor
22
0
14
7
5
26
NEVİN ECZANESİ


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv