Yazı Detayı
21 Eylül 2020 - Pazartesi 16:20 Bu yazı 236 kez okundu
 
"Arkaya Kamçı!"
Abdullah Sucu
yazar@cumra26haziran.com
 
 

Nedense kalemi her elime aldığımda, mürekkebi ileriye değil geriye doğru akar. Gelecekten umutlanmak yerine, geçmişten hüzünlenmeyi tercih eder. Nasıl tercih etmesin ki…

Sessizce hayatımızdan çekip giden,  belki de küsüp giden, çağımızın baş döndürücü ve insanı kendine bile zaman ayıramayacak hale düşüren debdebesi arasında gittiğini bile fark etmediğimiz, bir zaman sonra bir vesileyle hatırladığımızda yokluğunu fark ettiğimiz ve kaybolup gittiğini acıyla ve çaresizlikle andığımız  bir çok kayıpları var bizim neslimizin.

Biz, giden her bir kültürel değerimizin üzüntüsünden, gelen hiçbir yeninin sevincini yaşayamadık. Bu yönüyle talihsiz bir nesle çıkarabiliriz adımızı. Ama ne çare hayat çoğu zaman, önüne geçtiğinizde sizi de sürükleyip götürecek taşkın ve coşkun bir sel hızında akıp gidiyor. Size sadece seyretmek düşüyor.

Bir Pazar günü geçerken; Pazar yerinin önünde gördüm O’nu! Bir dönemin sayıca en çok bulunan, en çok kullanılan ve en çok ihtiyaç duyulan aracıydı. O kadar çoktu ki, Belediyeler O’nun için düzenleyici kararlar alır, yer tahsisleri yapar, kullanım şartları belirlerdi. Şimdi ise O’nun için yapılabilecek sadece bir şey var: SALASINI VERMEK!

Sadece sizin için değil, kendim için de araladım kapıyı. Ardından ağlayanlarının ve arayanlarının olduğunu bilsin istedim. Bu bir görevse ki benim için önemli bir görev; yerine getireyim istedim.

Ahşap tekerlek sesleri ve ahenkli nal sesleri çınladı mı kulağınızda? Ya da bıçak gibi keskin kamçı sesi ve sokağınızı dolduran kişneme sesi?  Çüşşşş ya da deh, çççkkk çççkkk çççkkk? Ya, çocukların “arkaya kamçı” çığrışmaları? Ardı sıra gelmeli hepsi… Gelip sizi, çocukluğunuzun tozlu/çamurlu sokaklarına götürmeli.

Bugüne, dünden gelelim. Genel kuraldır: Bugünün dünsüz anlamı yoktur. Dün olmadan bugün olmaz, anlaşılamaz ve yaşanamaz. Varlığının önemi ve kıymeti bilinmeyen hiçbir şeyin de bıraktığı boşluk ve acı bilinemez.

Gerçekten aklımıza düşünce anılar ardı sıra sökün ediyor. Geçmiş bir film şeridi gibi geçiyor gözünüzün önünden. Önce mahallemizdeki ‘atarabacı’lar sıraya giriyor hafızamda. Merhum Taşbaşlı Hasan Dayı, Apalı Güdül Dayı, Alanlı Kerim Dayı, Apasaraycıklı Mevlüt Abi, Çiftlikli Halil Çavuş, Sağır Halil Dayı, Tahtallı Çavuş Dayı,Tahtallı Ali Rıza Dayı, Hem köylüm (Apasaraycık) hem de akrabam olan Remzi Dayım, Mehmet Emin Amcam mahallemizde oturan ‘atarabacı’lardı. Nur içinde yatsınlar. İlk anda hatırlayabildiklerim bunlar.  Hatırlayamadığım ve hayatımdan sonra zihnimden de silinip giden en az bir o kadar daha ‘atarabacı’… Diğer mahallelerden hatırlayabildiğim; Arabacı Murat, Sarı Hasan, Apasaraycıklı Hasan… Eminim  benden daha fazlasını hatırlayanlarınız olmuştur. Çünkü bir çoktu. Bizim neslimizin en çok gördüğü, bindiği, peşinden koştuğu araçlardı. Kasaları rengarenk olurdu. Kısacık alana sığdırılan manzara resimleri, aşka, dostluğa vs. dair sözlerle süslenen kasalar ne kadar şirin ve cazip gelirdi bize. Atların kahve renkli olanına dorat, beyaz renkli olanına kırat dendiğini unutmamışım. Aslen Çukurkavaklı Ürünlü’lü Eniştem beygir derdi ata. İki at koşarlardı arabalarına. Deli olduklarından bahsederler biz de korkuyla dinlerdik. Atarabaları köylerde insan taşımacılığından daha çok yük taşımacılığında kullanılırdı. Ve kasaları da buna uygun olurdu. Ana kasaya alttan yukarıya dışa doğru genişleyen ilavelerle kasa büyütülürdü. Harmanın ardından ‘kesmik’ dediğimiz ekin saplarının  kıyılmışını bu arabaya doldurur şehrin sokaklarında ‘kesmiiik’ diye bağırarak satmaya çalışırlardı. Alanlar da bunu daha çok yufka ekmek yapımında yakacak olarak kullanırlardı. Şehrin atarabaları yolcu ve yük taşımacılığında kullanılırdı. Kış mevsimi öncesi onların harmanıydı. Sıraya girer evlere odun kömür taşırlardı. Özellikle Pazar alışverişinin ardından herkes bir atarabası tutar, hatta bir kaç kişi ortak tutar eşyalarını evlerine götürürlerdi. Elbette fiyat mahallenin uzaklığına ve yakınlığına, eşyanın azlığına ve çokluğuna göre değişirdi. Şehir içi ulaşım bu atarabalarıyla sağlanırdı. Daha çok uzak mahallelere gezmeye gidecek olan yaşlı annelerimiz için böyleydi bu. Bir nevi garaj diyebileceğimiz belli mevkilerde toplanırlardı. İhtiyacı olan o yerlere gider ‘ataraba tutar’ gelirdi.  İki tekerlekli eşek arabaları daha çok göçmen hemşerilerimiz tarafından kullanılırdı. Ama onlar ticari değildi. Bahçelerine gidip geldikleri ve hafif yük taşıdıkları bir ulaşım aracıydı.

Şimdi nerdeyse yok denecek kadar azalan atarabacılar, artık hayatımızdan tamamen çekilmek üzere. Bir daha dönmemek üzere gidecekler. Yeni neslin artık onları, kitaplardan okuyacağından da emin değilim. Çünkü biliyoruz ki, bizim neslin hayatının vazgeçilmezleri, yeni neslin hayatının gereksizleri haline dönüştü.

 

 
 
 
Etiketler: "Arkaya, Kamçı!",
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Sayfalar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Alanyaspor
16
0
0
1
5
6
2
Fenerbahçe
14
0
0
2
4
6
3
Galatasaray
10
0
2
1
3
6
4
Yeni Malatyaspor
8
0
2
2
2
6
5
Antalyaspor
8
0
2
2
2
6
6
Kasımpaşa
8
0
2
2
2
6
7
Çaykur Rizespor
8
0
2
2
2
6
8
Fatih Karagümrük
8
0
2
2
2
6
9
Hatayspor
7
0
1
1
2
4
10
Sivasspor
7
0
2
1
2
5
11
Gaziantep FK
7
0
1
4
1
6
12
Beşiktaş
7
0
2
1
2
5
13
Başakşehir FK
7
0
3
1
2
6
14
BB Erzurumspor
7
0
2
1
2
5
15
Göztepe
7
0
1
4
1
6
16
Konyaspor
6
0
1
3
1
5
17
Kayserispor
6
0
3
0
2
5
18
Trabzonspor
5
0
3
2
1
6
19
Denizlispor
5
0
3
2
1
6
20
Gençlerbirliği
4
0
3
1
1
5
21
MKE Ankaragücü
1
0
3
1
0
4
YENİDOĞAN ECZANESİ


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv