ÜZÜM YEMEK Mİ? BAĞCIYI DÖVMEK Mİ?
Tartışmak, eleştirmek insan tabiatında var. Ancak gerçeklere böyle ulaşabiliriz.
Ancak bir şartımız olmalı, karşıyı aşağılamamalı, kırıp dökmemeli, sadece ben bilirim havasına girmemeli, yeri gelince hakkı kabul etmeli, haklıya hakkını teslim etmeli, bir inat uğruna temelsiz fikirleri savunmamalı, düşman da olsa adaletten ayrılmamalı, amaç üzüm yemek olup bağcıyı dövmek olmamalı.
Sosyal medyada eleştiren arkadaşları iki grupta topluyorum:
Bir kısmının tek niyeti bağcıyı dövmek, doğruyu bulup doğru da birleşmek değil. Gözünde at gözlüğü, olayları siyasi taassupla değerlendirir. İyi olanın hiç birini görmez, sadece vur abalıya diyerek yoluna devam eder. Muhalif olduğunu yerden yere vurur, ilm-i siyasseten habersiz, okumaz, okuduğunu anlamaz, dinlemez, dinlediğinden yanlış anlam çıkarır. Acaba bir yerde yanlış yapıyor muyum diye hiç düşünmez, öz eleştiri yapmaz, bolca yalan söyler, iftira atar, trol der, yalaka der, yeter ki rakibini mat etsin. İşte bu cinslerle hiç anlaşamam. Bunlara "selam" deyip geçmeli.
Bir grup da eleştirir ama bilgiye saygı duyar, yanlış bildiğini düzeltmeyi bilir, kibir ve gurur yapmaz, karşıya hak vermeyi, yanlışa yanlış doğruya doğru demeyi erdem olarak görür. Bunların eleştirmekren ve tartışmaktan amaçları bağcıyı dövmek değil üzüm yemektir. Bu insanlarla anlaşırım, tartışmaktan da zevk alırım. Ayrıca bunlara karşı sorguladıkları için muhabbet de beslerim.
Sonuç, geçmişle gelecek kıyasını iyi yapmalı, fasıkların getirediği, yaydığı, ortaya attığı haberlere, bilgilere hemen kapılıp bunları yaymamalı, vefa ve şükür duyguları içimizde yer etmeli, kadir kıymet bilmeli, vicdanlarımızın körleşmesine izin vermemeli, araştırmalı, okumalı, on dinleyip bir konuşmalı. Aksi halde kul haklarının azabı çetindir. Bu toprağın bir de altı vardır. Kiminle haşr olmak istersen onların peşine takıl, onları sev, onları dinle. Çünkü kıyamet günü herkes önderleriyle, sevdikleriyle çağrılacak.











0 Yorum