SEVDA KUŞUN KANADINDA!
Pazar günü öğleden sonra Ahmet Gündüz, Ahmet Yıldız ve İbrahim Çiçek olarak Umreden yeni gelen Veli Tömtöm’ü ziyaret ettikten sonra Ahmet Gündüz başkan Apa Barajına gidelim dedi. Sabah Arıkören’e gidip gelen Himmet Tömtöm’ü alarak yola koyulduk.
Maşallah Cenabı Allah’a sonsuz hamdolsun Apa Barajı son yağışlar ve Toroslarda eriyen karlarla dolmaya başlamış. Çumralı hemşerilerim havanın da müsait olmasıyla Apa Barajının kıyısında onlarca araba vardı. Su konusunda duyarlı olan Çumralılar suyun durumunu yerinde görmeye gelmişler.
Apa Barajından sonra Alıssa Köyü üzerinden Sarıoğlan gidelim derken eski Apa Muhtarı Muammer Çolak ile görüştük. Israrı ile ceviz bahçesindeki evinin önünde ikram ettiği kahveyi içtik. Ceviz Bahçesine, evine ve karşıdaki çiftliğine çok zaman ve para harcamış. Yılarca Avrupa’da çalışan memleket özlemi ile köyüne katma değer getirecek işler noktasında çaba göstermiş bu zaman zarfında bir dönem muhtarlıkta yapmış ki, bütün gayesi köyüne hizmet etmek hizmet üretmek olmuş.
Örnek olması için çiftlik kurmuş, ceviz bahçesi oluşturmuş, ancak, elektrik ve şebeke suyu alamadığını anlattı. Bu noktada çabasını ve verdiği mücadelesini anlattı. Maşallah ceviz bahçesi çok güzel olmuş taşıma su ile cevizleri yetiştirmiş. Muhakkak elektrik ve suya kavuşması gerekir. İnşallah emekleri boşa gitmez bu dileği gerçekleşir.
Muammer Çolak’ı dinlerken rahmetli Cem Karaca’nın şarkısı vardı; “Sevda kuşun kanadında” şarkısını çağrışım yaptı.
Dağ başında
Rastladım aksakallı birisine
Bin yıllık bir halıya bin yıldan beri
Bağdaş kurmuş bir çınar gibiydi
Sordum ona
Aşk ne ustam, hayatın sırrı ne?
Tepeden tırnağa aşığım ben
Koskoca bir hayat var önümde
Sevda kuşun kanadında
Ürkütürsen tutamazsın
Ökse ile sapanla
Vurursun da saramazsın
Hayat sırrının suyunu
Çeşmelerden bulamazsın
Ansızın bir deli çaydan
İçersin de kanamazsın.
………….
Apa’da fazla oyalandığımız için Sarıoğlan’na gitmekten vazgeçtik Alibeyhüyüğü’ne uğradık Alibeyhüyüğü denince ilk akla gelen Kumluk’ta durduk. Kunduracıların Kahvesinde Muammer Çolak ile tekrar karşılaştık, Mehmet kunduracı Ağabey, Ahmet Yaylalı Hocam, Mehmet Küçükinevli samimi ortam içinde Çumra’mız için birlikte yürüdüğümüz ve bu yolda bizlere ayrı kıymet katan dostlarla sohbet ettik ve hem dem olduk.
Mehmet Kunduracı Ağabey;
--- Ahmet Başkan eskiden Abaz Dağı karardığı zaman yağmurumuz gelirdi. Alibeyhüyüğü Bahçeleri toplulaştırmayla ağaçları söktükten sonra o kararan yağmur yüklü bulutlar Hacı Baba Dağı ile Karadağ arasına kayıp gidiyor. Bizde Kumlukta melül melül bakıyoruz. Ben de;
---- Doğru söylüyorsun o yıllarda Alibeyhüyüğü ve İçeri Çumra Bahçeleri Toplulaştırma kapsamı dışında bırakılsın. Diye gayret gösterdik ancak muvaffak olamadık. Aynı şekilde Karkın ile Kavaklıköy arasında devasa bahçeler vardı. Hiç unutmam rahmetli babam seksenli yıllarda Kavaklı Köyden kırk kadar tosun almıştı. Ben tosunları Karkın üzerinden Çumra’ya sürerek getirmiştim. O yıllarda bahçeleri geçerken zarar vermeden geçmek için akla karayı seçmiştim. Geçenlerden aynı yolda arabayla geçtim. O bahçelerin yerinde yeller esiyor. Bu bahçelerde toplulaştırma azizliğine uğramış.
Alibeyhüyüğü’nden ayrıldıktan Umreden dönen asker arkadaşım emekli imam hatip kıymetli Mustafa Kılınç Hocamı ziyaret ettik. Hocamı ziyarete gelen beraber siyaset yaptığımız Elektrikçi Şemsettin Üzüm Ağabey ile de muhabbet ettik.
Hafta sonunu böylesi faydalı ziyaretlerle geçirdik. Ne demiştik “Sevda kuşun kanadında!










0 Yorum