RAMAZAN GELİYOR, BİZ NEREDEYİZ?
Şu Müslümanların hâline bakıyorum da, insanın üzülmemesi mümkün değil.
İçimiz acıyor ama çoğumuz bunun farkında bile değil…
Daha 25 gün önce bir yılbaşı geçirdik.
Aylar öncesinden hazırlıklar yapıldı; süsler alındı, programlar ayarlandı, geceler planlandı.
Peki soralım açık açık:
Bu gecenin Müslümana ne dünyada bir faydası var, ne de ahirette bir karşılığı var,
Müslüman’la da yakından uzaktan ilgisi olmayan bir gece için bu kadar heyecan, bu kadar telaş,
Ama iş Ramazan’a gelince, derin bir sessizlik,
Ne bir hazırlık, ne bir heyecan, ne de bir iç muhasebesi.
Oysa şimdi öyle bir ay geliyor ki;
Ramazan geliyor,
Af ayı geliyor,
Mağfiret ayı geliyor,
Bereket ayı, Kur’an ayı geliyor,
Kur’an bu ayda indi.
Dualar bu ayda kabul oldu.
Nice günahkâr bu ayda affedildi.
Nice kalpler bu ayda dirildi.
Ramazan sadece aç kalma ayı değildir.
Ramazan, nefsin dizginlendiği aydır.
Ramazan, sofraların değil, kalplerin arındığı aydır.
Ramazan, alışkanlıkların değil, yanlışların terk edildiği aydır.
Ama bugün bakıyoruz;
Evler temizleniyor, kalpler temizlenmiyor.
Market arabaları doluyor, gönüller boş kalıyor.
İbadete değil, iftar menüsüne hazırlanıyoruz.
Ne acı bir tablo...
Yılbaşına aylar öncesinden hazırlanıp,
Ramazan’a birkaç gün kala bile kendine gelmeyen bir toplum hâline geldik.
Asıl sorulması gereken soru şudur:
Biz Ramazan’ı mı bekliyoruz,
Yoksa Ramazan bizi mi bekliyor?
Ramazan Allah’ın kullarına büyük bir ikramıdır.
Bir fırsattır, bir kurtuluş kapısıdır.
Ama farkına varmazsak, sessizce gelir ve sessizce gider…
Biz de yerimizde saymaya devam ederiz.
Ramazan kapıya dayandı.
Bu ay bir daha nasip olur mu, belli değil.
Gelmeden önce kalbimizi hazırlayalım.
Tövbemizi edelim, Kur’an’la bağımızı tazeleyelim.
Bu ay gaflet ayı değil,
Diriliş ayıdır.
Uyan ey Müslüman!
Kaybedecek vaktimiz yok…
Kazanılacak bir Ramazan’ımız var.











0 Yorum