Telefon
WhatsApp
PARA TEK BAŞINA MUTLULUK GETİRMEZ
300 X 250 Reklam Alanı

Paranız oranında ev, araba, beyaz eşya, halı-koltuk sahibi de olabilirsiniz. Biyolojik ihtiyaçlarınız olan her türlü yiyecek ve gıdayı parayla alabilirsiniz. Hatta parayla en lüks mağazalardan giyinebilir, en lüks otellerde konaklayabilir, en pahalı tatil beldelerine gidebilir, en uzun seyahati gerçekleştirebilirsiniz.

    Para dünyayı avucunuza aldırır, nefsani arzularınıza kavuşturur, daldan dala kondurur. Para rezil de yapar vezir de. Para bir noktaya kadar sağlık ta satın alır. Para varsa böbreğin, ciğerin, kalbin değişebilir, sağlığına kavuşabilirsin. Paran yoksa tedavisi mümkün birçok hastalıktan ölebilirsin.

    Ama para bir tek şey satın alamaz, o da saâdet. Büyüklerimiz “Parayla saâdet olmaz” derken bu gerçeği hatırlatmışlardır. Yine para bir yerde geçmez, orası da mezar. Paranız ve dostlarınız mezarınızın başından geriye döner, sizinle birlikte sadece ameliniz mezara iner, paranın yaktığı ışıklar söner, sadece amelinizin ve imanınızın ışığı yanar.

    Saadetle para elbette ilişkilidir. Madde, zenginlik, para, varlık, bunlar saâdetine (mutluluğuna) yardımcı olur, ama tek başına para saâdet getirmez, bazen felaket getirir. Duyarsınız, birçok milli piyango şanslıları, loto zenginleri, ya aklını kaybetmiş, ya yuvasını dağıtmış, ya eğlence merkezlerinin, uyuşturucu tacirlerinin müşterisi olarak kaybolup gitmiştir. Çünkü atalar demişler: “Hay’dan gelen Hu’ya gider.” Hay ve Hu Allah’ın isimleridir. Dolayısıyla bu sözün manası; Allah’tan gelen Allah’a gider, helalden gelen helâle gider, haramdan gelen harama gider.

    Parayı kazanmaktan ziyade kullanmak önemli. Çünkü para her şey değildir. Parayı putlaştırıp kutsallaştırmazsan, helalden kazanıp yerinde harcarsan, kazanırken ve harcanırken israf ve sefahatten kaçınırsan, merhamet duygularını bir kenara atmazsan, para mutluluğuna mutluluk katabilir. Ama “Haram-helal ver Allah’ım, garip kulun yer Allah’ım” felsefesiyle kazanır, “ Atın ölümü arpadan olsun” umursamazlığıyla harcarsan, saadetine değil, felaketine sebep olur. “Hile ile iş gören, mihnet ile can verir” sözü de, kazanırken dikkatli olmamızın gereğini hatırlatıyor. “Ah param olsa şunu yaparım” diyen insanların birçoğu, parayı bulunca şaşırmış, düzenini kaybetmiştir.

    Saadetin maddi boyutu elbette vardır. Atalar, “Sefalet  kapıdan girince, saadet bacadan çıkar” demişlerdir. Sağlık noktasında para imdadına yetişebilir. Acılarını ve ağrılarını, ilaçla dindirebilirsin. Parayla tedavi olabilir, karnı tok, sırtı pek gezebilirsin. Ancak ruh sancısı dediğimiz mutsuzluğa, para kâr etmez, ilaç çare değildir. Ruhun açlığını para gidermez. Gazetelerden okuyoruz: Birçok zengin iş adamları, zengin çocukları, mutsuzluk yüzünden intihar ediyor. Maddeten doyuma ulaşmış günümüz insanı, ruhen doyuma ulaşmadığından mutsuzdur, huzursuzdur, streslidir, bunalımdadır. Bu mutsuz insanlara maalesef bir reçete de sunan yoktur. Güzel gıdalar alarak, güzel elbiseler giyerek, güzel evlerde oturarak, güzel arabalara binerek, güzel kadınlarla evlenerek insan nefsi doyuma ulaşabilir. Ama ruhen gergindir, açtır, mutsuzdur. Çünkü ruhun gıdası ve ilacı, maddî değildir. Çünkü ruhun kendisi maddeden yaratılmamıştır, manevidir. Dolayısıyla gıdası da manevidir, imandır, ibadettir.

    Birçok aileler söylerler: Paramız, evimiz, arabamız, her şeyimiz var, ama huzurumuz yok. Neden ve niçin diye şöyle bir kendimize sormuyoru. Kazancımıza, inanç dünyamıza, ibadet hayatımıza, çocuklarımıza verdiğimiz eğitimin içeriğine bakmıyoruz.

    Günümüz insanı mutsuzdur. Çünkü reklamlarla, medyayla, diğer teknolojik aletlerle sürekli tüketime zorlanan, sürekli almaya heveslendirilen, sürekli ağzının suyu akıtılan insan, bu alacaklarına ulaşamayınca, reklamlarda gördüklerini alamayınca mutsuzlaşıyor, strese ve bunalıma giriyor.

     İşte bu insanların bilgi dağarcığında vahyin getirdikleri yoksa; sabır, kanaat, şükür gibi mefhumlar gönül dağarcığında anlam kazanmadıysa, dünya görüşü dinden ve vahiyden beslenmiyorsa, bunalımı aşmak ve huzur bulmak mümkün değildir.

    Her şeyimiz var ama evimizde huzurumuz yoksa, şu soruları kendimize soralım ve cevap arayalım:

1- Kazancımızın kaynağı nedir? Allah’ın haram kıldığı ve hileli yollardan mı kazanıyoruz? Yoksa tertemiz alın terimiz, göz nurumuz mu?

2- İnanç ve ibadet hayatımız ne halde? Adı Müslüman, yaşantısı kafir gibi olanlardan mıyız? Beş vaktin kaçını kılıyoruz? Ramazanda orucumuz var mı? Malımızın zekatını verip fakirlerin ve gariplerin dualarını alıyor muyuz?

3- Hayatımızda Rasülullah’ın sünneti var mı?  Peygamber Efendimizin yaşama biçimi ve hayat tarzıyla bizim hayat tarzımız ne ölçüde örtüşüyor?. Örneğin her işin başında besmele, yemeklerden önce el yıkama, misvak kullanma, eve girerken selam verme, dua, tövbe, istiğfar gibi, Efendimizin hayatında uyguladığı ve bize de tavsiye ettiği sünnetleri ev kaklımızla birlikte yaşayabiliyor muyuz?.           

    

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!