NEDEN O CÜMLEYİ KURMADIK...
Kıymetli okuyucular... Geçtiğimiz arefe gününde ilçemiz mezarlığında çok yoğun ve manevi bir atmosfer vardı. Rabbine kavuşmuş büyüklerimizi ziyaret etmek, Yasin-i Şerif okuyup dua etmek için bir araya geldik.
O gün orada toplumun her kesiminden insanlar vardı. Her görüşten, her düşünceden, her siyasi anlayıştan vatandaşlarımız aynı safta ellerini semaya açtı. Çünkü mezarlıklar; ayrılığın değil, faniliğin hatırlandığı yerlerdir.
O gün sayın bakanımız da programa iştirak ettiler. Geldiler, dualara katıldılar. Kendilerine teşekkür ediyor, hoş geldiniz diyoruz. Ancak sonrasında bazı kardeşlerimizden şöyle eleştiriler aldık:
Hocam neden sayın bakana duanın sonunda mikrofonla Hoş geldiniz, görevinizde üstün başarılar diliyoruz’ demediniz?
Kıymetli dostlar…
Biz duanın sonunda zaten: Allah kabul etsin, Rabbim birliğimizi kardeşliğimizi ebeden daim eylesin, şimdiden hepinizin bayramı mübarek olsun dedik.
Çünkü orada verilmek istenen mesaj; birlikti, kardeşlikti, duaydı. Biz özellikle herkesi içine alan, kimseyi dışlamayan cümleler kurmaya dikkat ettik.
Şimdi düşünelim, Orası bir siyaset meydanı değildi. Orası bir açılış programı değildi. Orası alkışın, sloganın, protokol konuşmasının yapılacağı bir ortam da değildi.
Orası mezarlıktı, Orada konuşan şey dünya makamları değil, kabirlerin sessizliğiydi.
Elbette Çumramızın evladı olan sayın bakanımız bizim kıymetlimizdir, ilçemizin yetiştirdiği değerlerden biridir. Buna kimsenin itirazı olmaz. Hatta niye demeyelim; sayın bakanımızla aynı okulda beraber okuduk. Aramızda eski bir hukuk, bir hemşehrilik bağı da vardır. Ancak biz sadece yerin mezarlık olması ve orada her kesimden insanın bulunması sebebiyle bunu uygun görmedik.
Biz o gün orada özellikle bir siyasi görüntü oluşmaması için dikkat ettik. Çünkü mezarlıkta bulunan insanlar sadece bir görüşün insanı değildi; Çumra’nın tamamıydı.
Kaldı ki bizim: Allah kabul etsin, Rabbim birliğimizi kardeşliğimizi ebeden daim eylesin gibi herkesi kuşatan dualar etmiş olmamıza rağmen, Niye ayrıca hoş geldiniz, görevinizde üstün başarılar demediniz? diye bazı kardeşlerimizin eleştirme hakkı olmaması gerekir.
Çünkü bazen söylenmeyen bir cümle bile ortamın huzurunu korumak içindir.
Eğer orada uzun protokol cümleleri kursaydık, bu sefer de başka insanlar: Mezarlığı bile siyasete çevirdiler,Dua programını farklı yere çektiler” demezlermiydi?
Bugün insanlar maalesef söylenen sözün özünden çok, altından ne çıkarılır ona bakıyor. Biz ise kimseyi kırmadan, kimseyi rahatsız etmeden, o manevi havayı korumaya çalıştık.
Mezarlıklar insana şunu öğretir: Bugün makam sahibi olan da, Servet sahibi olan da, Güç sahibi olan da, Bir gün aynı toprağın altına girecek.
Orada ne makam kalıyor, Ne unvan, Ne siyaset, Ne alkış…
Sadece amel kalıyor. Sadece yapılan iyilikler kalıyor. Sadece edilen dualar kalıyor.
Bizim görevimiz ayrıştırmak değil, birleştirmektir. İnsanları kutuplaştırmak değil, gönülleri buluşturmaktır.
Rabbim birlik ve beraberliğimizi bozmasın. Kabristanlarda okunan duaları kabul eylesin. Geçmişlerimize rahmet, yaşayanlarımıza huzur nasip etsin.
Unutmayalım, Mezarlıkta en büyük söz makam değil, duadır. En etkili konuşma ise sessizce yapılan tefekkürdür..











0 Yorum