Telefon
WhatsApp
MERHAMET VE SORUMLULUK
300 X 250 Reklam Alanı

Gözün gördüğü, dilin söylediği, kalbin niyet ettiği hiçbir şey kaybolmaz. Hepsi, eksiksiz bir şekilde Allah’ın ilminde saklıdır ve bir gün, hiçbir şeyin gizli kalmayacağı o büyük hesap gününde insanın önüne serilecektir. İşte o gün, insan yalnızca insanlarla olan ilişkilerinden değil; yeryüzünde birlikte yaşadığı tüm canlılara karşı tutumundan da sorguya çekilecektir. Çünkü bu dünya, sadece insanın değil; Allah’ın yarattığı bütün mahlûkatın ortak yurdudur.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:
“Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki sizin gibi birer ümmet olmasınlar.” (En’am, 38). Bu ilahi beyan, her canlının Allah katında bir değerinin, bir düzeninin ve bir hakkının olduğunu açıkça ortaya koyar. Hiçbir varlık başıboş değildir. Her biri, kendisine verilen ölçü içinde yaşar ve varlığını sürdürür.

Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur:
“Onlarda sizin için birçok faydalar vardır…” (Mü’minun, 21). Bu fayda, çoğu zaman sadece görünenle sınırlı zannedilir. Oysa hayatın derinliklerinde, insanın fark etmediği nice hikmetler gizlidir. Bazen bir hayvanın varlığı, bir tehlikeyi önceden haber verir; bazen bir canlının davranışı, görünmeyene karşı bir uyarı olur. Ve çoğu zaman insan, kendisine sunulan bu faydaların farkına bile varmadan yaşamaya devam eder.

Bütün bu düzen, insana önemli bir hakikati hatırlatır: İnsan sahip değil, emanetçidir. Kendisine verilen imkânlar, hükmettiğini zannettiği alanlar ve temas ettiği her canlı, aslında ona geçici olarak teslim edilmiştir. Bu emanet; bir gönlü incitmemeyi, bir ihtiyacı görmezden gelmemeyi ve bir canlının hakkını gözetmeyi kapsar. Hayatın içinde bu sorumluluk, en yakından başlayarak halka halka genişler; bir insanın derdine ortak olmaktan, bir hayvanın ihtiyacını gidermeye kadar uzanır. Aç bir insanı doyurmak, bir mazlumu korumak ne kadar kıymetliyse; susuz bir hayvana su vermek, korunmasız bir canlının yaşamına katkı sağlamak da o kadar değerlidir. Çünkü emanet bilinci, merhameti seçici olmaktan çıkarır; onu kuşatıcı bir ahlâka dönüştürür.

Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur:
“Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.” Bu ölçü, merhametin sınırlarını değil; kapsamını belirler. Kalpte yer bulan merhamet, yön seçmez; ulaştığı her yeri güzelleştirir. Eksik kaldığında ise, hayatın her alanında bir sertlik olarak kendini gösterir.

Efendimiz (s.a.v.), bu hakikati çarpıcı örneklerle ümmetine öğretmiştir:
“Susuzluktan dili dışarı çıkmış bir köpeğe su veren kişi, Allah tarafından bağışlandı.” Ve yine şöyle buyurmuştur:
“Bir kadın, bir kediyi hapsettiği, ona ne yemek verdiği ne de salıp kendi rızkını aramasına izin verdiği için azaba uğradı.”

Bu iki örnek, insanı açık bir tercihle karşı karşıya bırakır:
Ya merhametle yükselmek ya da ihmalle kaybetmek.

Kıyamet gününün dehşetini hatırlatan şu hadis ise meseleyi daha da netleştirir:
“Kıyamet gününde haklar sahiplerine verilecektir. Hatta boynuzsuz koyunun hakkı, boynuzlu koyundan alınacaktır.” Bu ilahi adalet, hiçbir şeyin karşılıksız kalmayacağını gösterir. En küçük bir iyilik de, en küçük bir ihmal de mutlaka karşılığını bulacaktır.

Bugün ise insanlık, merhamet konusunda ciddi bir sınav vermektedir. Göz ardı edilen ihtiyaçlar, görmezden gelinen canlılar, ertelenen sorumluluklar… Bunlar sadece günlük hayatın ihmalleri değil; ahirete taşınan eksikliklerdir.

Oysa bu dünyada kurulan her ilişki, aslında ahirete yazılan bir kayıttır. Bir canlıya sunulan uygun yaşam şartı, onun ihtiyacının gözetilmesi, doğasına uygun bir şekilde yaşamasının sağlanması… bunlar bir iyilikten öte, ilahi emanetin gereğidir. Bu sorumluluk, sadece bireyin değil; toplumu yönetenlerin ve imkân sahibi olan herkesin omuzlarındadır. Çünkü yeryüzünde kurulan düzen, Allah’ın koyduğu ölçüye uygun olmak zorundadır. Bu ölçüde ihmal yoktur, zulüm yoktur, keyfilik yoktur.

Sonuç olarak; hayat, küçük görülen davranışların büyük karşılıklar bulduğu bir imtihan alanıdır. Bir anlık merhamet, ebedi bir kurtuluşa vesile olabilir; küçük bir ihmal ise ağır bir hesapla sonuçlanabilir.

Yüce Allah şöyle buyurur:
“Kim zerre kadar hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre kadar şer yapmışsa onu görür.” (Zilzâl, 7-8)

Allah’ım, bizleri emanetine sadık kalan, merhametiyle yaşayan ve hesap gününe yüz akıyla çıkan kullarından eyle. Amin.

 

 

 

 

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!