KAHVALTI!
Değerli dostlar, Bugün öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, artık evlerde sabah kahvaltısı yapılmaz hale geldi.
Eskiden büyüklerimiz derdi ki: “Evin bereketi sabah namazını kılıp ailece yapılan kahvaltıyla başlar.”
Gerçekten de öyleydi... Sofrada taze demlenmiş çay, ev yapımı peynir, zeytin, bazen bir parça reçel… Ama en önemlisi o sofrada muhabbet, huzur ve dua olurdu.
Şimdi bakıyoruz; sabah kahvaltısı hazırlamak neredeyse unutuldu. Herkes aceleyle evden çıkıyor, eline bir poğaça, bir simit, bir kahve alıp yolda atıştırıyor. Evde pişen ekmeğin, kaynayan çayın kokusunu unuttuk.
Akşam olunca da manzara farklı değil. Gün boyu çalışıp yorgun argın dönen insanlar, “yemek yapmaya halim yok” deyip dışarıdan yemek alıyor. Her şey hazır, her şey pratik ama bereket yok, lezzet yok, o eski huzur yok…
Sonra da diyoruz ki:
“Her şey pahalı, kazancımız yetmiyor.”
Ama farkında değiliz, bereketi biz elimizle kaçırıyoruz.
Evde pişen bir tencere çorbanın, bir tabak pilavın bereketiyle dışarıdan alınan on paket yemeğin bereketi bir olur mu?
Evde pişen yemek sadece karın doyurmaz, gönül doyurur, yuva kokar, muhabbet kokar.
Eskiden sabah kahvaltısında yapılan bir dua, akşam yemeğinde edilen bir şükür, evin içini nur gibi aydınlatırdı. Şimdi o bereketin yerini hazır tabaklar, plastik kaplar aldı.
Belki karnımız doyuyor ama ruhumuz aç kalıyor.
Değerli dostlar,
Evine bereket gelsin istiyorsan, ocağını yeniden yak.
Bir yumurta kır, bir çay demle, çocuklarınla aynı sofraya otur.
O zaman göreceksin ki, az da olsa yetiyor. Çünkü bereket, sofraya değil niyete gelir.











0 Yorum