Telefon
WhatsApp
İÇKİ AİLENİN KANSERİDİR
300 X 250 Reklam Alanı

İnsanı diğer canlılardan ayıran ve eşref-i mahlukat kılan, aklı ve iradesidir. Aklın ve iradenin işlevsiz kaldığı durumlarda insan, acınacak hale düşer. Kainatın en şerefli varlığı değersizleşir, topluma, aileye ve yakınlarına yük olmaya başlar. İstenmeyen, dışlanan bir konuma düşer.

    İşte içki dediğimiz zehir, aklı dumura uğratan, iradeyi teslim alan bir illettir. İçki, malı israf, evi huzursuz, yüzleri nursuz, gözleri fersiz, insanı arsız ve hırsız eder. Köprü altı veya sokak çocukları, genellikle bu içkiye teslim olan babaların umursamazlığının ve aileye verdiği huzursuzluğun eseridirler.

    İçki insanın kendi sağlığını bozduğu gibi, aile düzenini ve çocukların sağlığını da bozar. İçki ailenin kanseridir. Nasıl ki kanser, tuttuğu bir organı yavaş yavaş bitirir, sonra diğer organlara da sirayet edip bütün bir vücudu öldürürse; içki de önce içenin kendisini yer bitirir, sonra da aileyi dağıtır.

    Evet, içenin kendisi sokakta ve yolda; ailesi elde  ve dulda kalır. Daha açık ifadeyle içen meyhanenin yolunda kalır, hanımı ellerin kolunda kalır, çocuklar da evlerin dulunda kalır.

    İçkinin sebepleri ne olabilir? Başta insanın din eğitiminin yetersiz, iradesinin zayıf olması, maddi ve manevi sıkıntılar karşısında acze düşmesi, arkadaş çevresini yanlış seçmesi. En önemlisi de, insanın Allah’a kul, hanımına koca, çocuklarına ekmek getirmesi gereken bir baba olduğunu unutması, daha özetle sorumlu bir kişilik sahibi olamamasıdır.

    Rabbimizin Kur’an’ında zikrettiği her emir ve yasak sebepsiz değildir. Her emir veya yasak kullarının hayrınadır, kulların mutluluğu içindir. İşte içki illeti de, insanoğlunun hayrına olan yasaklardan ve haramlardan biridir. İçenin sağlığını ve varlığını bitirir, toplum içinde güveni yitirir.

    Aslında içki bir hastalıktır. Özentiyle başlar, azdan çoğa doğru gider ve bir gün insanı pençesine alır. Önce içeni yutar, sonra aileyi yıkar. Bu kana giren mikrop, iman, amel ve ahlak ilacıyla tedavi edilmezse onu tabut temizler. Olan çocuklara, olan bu çocukların bela olduğu cemiyete olur.

     Yeşilayın 1991 raporuna göre, ülkemizde 13 milyon kişi alkol almaktadır. Bunun dört milyondan fazlası, yani her 15 vatandaştan biri alkoliktir. Yılda 500 milyon litre alkol tüketimiyle Amerika ve Almanya’dan sonra dünyada üçüncü ülkeyiz. Yine Emniyet Müdürlüğü’nün ve Adalet Bakanlığı’nın ortak hazırladığı 1990 daki bir rapora göre, işlenen suçların yüzde altmış altısının, trafik kazalarının da yüzde altmış birinin sebebi alkoldür.

     Sokakları sarhoş naralarıyla inleyen bir şehir de yaşamak ister misiniz? Sarhoş kusmuklu bir evde kendinizi güvende hisseder misiniz?  İçen, sadece kendine zarar vermekle kalmaz; komşularını rahatsız eder, hanımına çile ve ızdırap çektirir, çocukları acı ve hasretle büyür.

    İçki , kötü bir bağımlılık, tedavisi zor bir hastalıktır. Kurtulmak için sağlam bir irade, kuvvetli bir iman, temiz bir çevre, sevecen bir yaklaşım, dışlayan değil kucaklayan bir ortam ister. Bu yüzden Rabbimiz, tek bir ayetle, tek bir emirle içkiyi kestirip atmamıştır.

    İslamiyet’te içki, tedrici olarak yasaklanmış, içkiye bağımlı bir toplum, alıştıra alıştıra vazgeçirilmiştir. İlk ayette faydasından çok günahı olduğu belirtilmiş, ikinci ayette namaz vakitlerinde içmek yasaklanmış ve son ayette kesinlikle haram kılınmıştır.

 Rabbimiz, içkiyi yasaklayan son ayetinde şöyle buyurur:

“Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar, fal okları, hepsi şeytanın işlerinden birer pisliktir. Ondan sakının ki, kurtuluşa eresiniz.” (Maide, 90)

   

Ayetin devamında, “Şeytan, içkide ve kumarda, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ın zikrinden ve namazdan alıkoymak ister, artık bırakmaz mısınız?” buyrulur.

    Demek ki içki şeytanın bir pisliğidir. İçeni şeytanlaştırır, topluma düşmanlaştırır, namerde el açtırır, sefil ve rezil dolaştırır.

    İçkiyi yasaklayan bu son ayet gelip ilan edilince, sahabeler o anda teslimiyet göstermişler, içki testilerini ve tulumlarını  tamamen kırıp dökmüşler, Medine sokakları adeta seller gibi içki akmıştır. Çünkü Müslüman Allah’ın emri karşısında itiraz etmez, aklına danışmaz, yorum yapmaz; Allah’a teslim olur ve keser atar. “Müslüman”ın kelime anlamı da “teslim olan” değil midir?

    Burada Devlet büyüklerimize seslenmek istiyorum: Nefsimizin, neslimizin, milletimizin, geleceğimizin ve ailemizin düşmanı olan bu içki illetinden kurtulmak, zararını en aza indirmek için neler yapabiliriz? Başta kötü bir alışkanlığı, haram bir fiili yasaklamadan önce, o harama giden  ve götüren yolları tıkamalı, o haramın işlenmesini zorlaştırmalıyız.

     Her köşede bir meyhane ve barhane varken, her sokakta bir tekel bayii açılmışken, bu içki illetinden çocuklarımızı kurtarmak elbette mümkün olmaz. Tekel bayii açmak için çok daha ağır ve zor kriterler getirilmelidir. Tekel bayii açmak için belirli bir nüfus kriteri olmalı, örnek olarak yüz bin nüfusun altındaki yerleşim yerlerine tekel bayii açma izni verilmemelidir.

      Ayrıca medyadaki içki reklamlarına, içkili film sahnelerine yasaklar getirilmeli, ağır cezaî müeyyideler uygulanmalıdır. Tabii ki, bu tetbirlerin en başında, gençliğimizin kalbine haram duygusu, Allah korkusu ve Peygamber sevgisi verilmeli, çocuklarımız dînî bir eğitimden geçirilmelidir. Köşe başlarına polis dikmek, kanunlar çıkarmak yerine, bekçileri kalplere dikmeli, kanunları kalplere yazmalıdır.

    Hadis-i şerifte buyrulur: “Bir kimse sabah içki içerse, akşama kadar içmiş gibi olur. Akşam içerse sabaha kadar içmiş gibi olur. Kim damarlarında alkol varken ölürse, cahiliye ölümü ile ölmüş olur.” Başka bir hadiste, “İçki, her kötülüğün anasıdır” buyrulur. Çünkü içenin aklı başından gider. Akıl nimetinden mahrum insan, rotasını kaybetmiş ve kaptanı olmayan gemiye benzer. Kaptansız geminin hangi dalgaya çarpacağı, hangi sahile vuracağı, nerede su alıp dibe ineceği belli değildir. Aklı giden insan, cinayet te işler, adam da keser, hırsızlık ta yapar, zina da eder. Şoförse arabayı toslar, nice insanları candan ve maldan eder.  

    Hülâsa içki düşmandır, içen pişmandır, ama içenlere gel de inandır. Allah için bırakan en büyük kahramandır. Efendimiz buyurur: “Her sarhoşluk veren şey haramdır.” Bu açıdan rakı, şarap, votka gibi alkolün bütün türevleri haram olduğu gibi, eroin, kokain, esrar gibi uyuşturan ve bağımlılık yapan bütün maddeler de haramdır. Çünkü bunların hepsi, insana verilen sağlık ve akıl gibi iki büyük nimetin ve emanetin düşmanıdırlar.

                         İradeni kullan, bırak şişeyi,

                         Canına kasteden sahte neşeyi,

                         Haram olan, sarhoş eden her şeyi,

                         Bırakmazsan, kaybedersin çok şeyi,

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!

300 X 250 Reklam Alanı

Puan Durumu

Takım OM G M P
1 ADS  Adana Demir. 0 0 0 0
2 ANT  Antalyaspor 0 0 0 0
3 HTY  Hatayspor 0 0 0 0
4 BJK  Beşiktaş 0 0 0 0
5 ÇRZ  Ç.Rizespor 0 0 0 0
6 ALNY  Alanyaspor 0 0 0 0
7 EYP  Eyüpspor 0 0 0 0
8 FB  Fenerbahçe 0 0 0 0
9 GS  Galatasaray 0 0 0 0
10 GFK  Gaziantep FK 0 0 0 0
11 GÖZ  Göztepe 0 0 0 0
12 KSM  Kasımpaşa 0 0 0 0
13 KON  Konyaspor 0 0 0 0
14 KYS  Kayserispor 0 0 0 0
15 İBFK  Başakşehir 0 0 0 0
16 SAMS  Samsunspor 0 0 0 0
17 BOD  Bodrum 0 0 0 0
18 SVS  Sivasspor 0 0 0 0
19 TS  Trabzonspor 0 0 0 0
20

Reklam

Çumra Nöbetçi Eczaneler

Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150
Sidebar Alt Kısım İkili Reklam Alanından İlki 150x150

E-Bülten Aboneliği