HAVALARA GİRENİ RÜZGÂR DÜŞÜRÜR
Değerli dostlar, Bazen bir bakarsınız, bir insan bir yere gelmiş, biraz para kazanmış, biraz itibar görmüş…
Bir anda değişiverir. Burnundan kıl aldırmaz olur. Eski dostlarını tanımaz, bir selâmı çok görür. Hani derler ya, “Dün selâm veriyorduk, bugün yanına yaklaşamıyoruz.”
Evet, bazı insanlar “havaya girer.” Kibir denilen o görünmez hastalık yavaş yavaş içini sarar. Oysa unutur ki, her yükselenin bir inişi vardır. Balon da havalanır ama içinde hava vardır, doludur ama aslında boştur. Ve o balonu patlatan da, bazen küçücük bir iğnedir.
Bir düşünün, Firavun da kendini ilah sanmadı mı? “Ben sizin en yüce Rabbinizim!” dedi. Ama ne oldu? Azgınlığı denizde boğuldu.
Bir de Kârun’u hatırlayın. Malı, mülkü, hazineleriyle övünür, “Bunları kendi ilmimle kazandım.” derdi. Yeryüzü, onunla beraber hazinelerini yuttu.
Değerli kardeşlerim,
Bugün de aynı manzara yaşanıyor.
Mahallesinde azıcık söz geçince, eline yetki geçince, makam koltuğuna oturunca değişen nice insan var. Oysa unutmayalım: Makam, para, şöhret insana değer kazandırmaz; insan onlara değer katar.
Bir Anadolu atasözü der ki:
“Rüzgâr ne kadar sert eserse essin, kökü sağlam ağaç eğilmez.”
Ama bir de “kuru dallar” vardır; rüzgârda kırılıp gider. İşte havaya giren insanlar da böyledir; köksüz, temelsiz, dayanaksız…
Bir gün gelir, o koltuk gider, o para biter, o şöhret solar. Geride bir kibir hikayesi kalır, o kadar.
O yüzden, “havaya giren biri” gördüğünüzde kızmayın, üzülmeyin. Dokunmayın, bırakın rüzgâr essin. Çünkü ne kadar yükselirse, o kadar sert düşecektir.
Rabbimiz buyuruyor:
“Yeryüzünde kibirle yürümeyin. Çünkü ne yeri yarabilir, ne de dağlara erişebilirsiniz.” (İsrâ, 37)
Kıymetli dostlar,
İnsanı ayakta tutan şey tevazudur, kibir değil. İnsan büyüdükçe eğilmesini bilmeli. Meyve veren ağaç dallarını aşağı sarkıtır; çünkü doludur. Boş başak dik durur ama içi boştur.
Son söz olarak diyelim ki:
Kibir, insanın kalbini çürütür, tevazu ise kalbi güzelleştirir.
Yükselmek istiyorsan, önce alçakgönüllü olmayı öğren.
Zira “havaya girenleri”, eninde sonunda rüzgâr düşürür.











0 Yorum