HAL VE GİDİŞ!
Bizim ilkokullu yıllarımızda karnelerimizde “Hal ve gidiş” notu vardı. Genelde hep “Pekiyi” alırdık. Ya şimdi hal ve gidişimiz pek iyi mi?
Geçen hafta başında yazmıştım “Bugün rahat yatayım dedim, komşunun kuyruksuz kulaksız sıpası olduğu haberi geldi.” Derlerdi bizden önce yaşamışlarımız öyle değil mi?
Evet, günlerdir devam eden İran ve Dünyanın baş belası Amerika ve İsrail arasında savaş karşısında Türkiye’nin tavrı, halen izlemiş olduğu politika doğrudur.
Rahmetli Gazi Mustafa kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” çizgisinde.
Sabah Gazetesinde Yavuz Donat köşesinde; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği.. 2400 firma,
Türkiye ihracatını yüzde 49’u Ülkedeki çalışanların yüzde 85’i…
Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu.. 2 Milyon 500 binden fazla esnaf ..Aileleriyle 10 milyonluk bir nüfus. Türkiye işçi sendikaları 1 milyon 350 bin aidat ödeyen üye. Eşleri ve çocukları say, 5 Milyon .
İftar masasında TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, TESK başkanı Bendevi Palandöken ve TÜRK-İş Başkanı Ergün Atalay iftar.. Sohbet
Savaş uzarsa Elektrik..benzin..mazot..doğalgaz çok önemli Bütün piyasalar etkilenir.
İnşallah bir an önce savaş barışla sonlanır!
*
Çok sevdiğim Halil Kaya Ağabeyim not düşmüş; Ülke genelinde şatafatlı sanki dozu artırılmış “Lale Devri” görüntüsü sokmaktan vazgeçiniz.
Halk sefalet altında boğulurken Karun şatafatına gömülme hakkını nereden buluyorsunuz?
Böyle hallere Anadolu’da “Şirnemek” derler. Felakete doğru gittiğinin farkında olmayan şımarık kibir ehilleri için kullanılır.
Ülkede iyi giden ne var? Savunma teknolojilerdeki yüz güldüren gelişmelerin dışında…Dönün tükeniş yolundan..
Notunu paylaştıktan sonra yazımıza devam edelim mi?
*
Rahmetli babam çok sinirlendiği veya üzüldüğü zaman; “Lâ Havle Velâ Kuvvete İlla Billâhil Aliyyül Azîym!” derdi.
Ben de aynı şekilde havale ediyorum. Dünkü içinde bulunduğumuz konumdan ve durumdan utanç duymadık, duymayacağız da ancak, şimdi başkalarının yapmasını da normal buluyoruz.
Normal olmayanı ise bu hal üzere bırakılmamaktır.
İnsanlık kumaşını güve yemiş neresine dokunsan tel tel dökülen kişilerle muhatap olmak zordur.
Böylesi kişilerle normal insani ilişki beklemek ise aptallık olur.
Cenabı Allah böylelerini öncelikle ıslah etmesini dileriz.
Hala insan olarak yapması gerekenleri yapmamakta ısrar ediyorsa o zaman ancak, en büyük makama havale etmekten başka çaremiz yoktur.
Her türlü fitnenin, gelenek görenek hatta dinimizin emrinin dışına çıkacaksın sonra zeytinyağı gibi üste çıkacaksın öyle mi?
Böyle bir şey olabilir mi?
O zaman böylesi yapı arz edenleri ancak, Allah’a havale ederiz. Ondan daha yüce bir makam var mıdır?
Lâ Havle Velâ Kuvvete İlla Billâhil Aliyyül Azîym!
Ebû Mûsâ RA'ın rivayet ettiğine göre Rasûl-i Ekrem SAV Hazretleri buyurmuşlar ki:
"(Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh)'ı çok şöyle! Çünkü bu cennet hazinelerinden bir hazinedir." (1)
(1) [Güç ve kuvvet ancak Allah'tandır Ebû Hûreyre RA Hazretleri ise:
"Bana Rasûlüllah SAV Hazretleri buyurdular ki:
(Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil-aliyyil-azîm)'i çok söyle çünkü bu cennet hazinelerindendir." diye rivayet etmişlerdir. (2)
(2) [Güç ve kuvvet ancak şanı yüce Allah'tandır.]
Ve yine mümâileyh tarafından bu (Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh)' okumanın 99 derde deva olacağı ve en azından hüzün ve kederi gidereceği bildirilmiştir.
Mu'az ibni Cebel RA'ın rivayetinde Rasûl-ü Ekrem SAS Hazretleri;
"--Sana cennet kapılarından bir kapıya delâlet edeyim mi?" buyurmuşlar.
O da:
"--Evet yâ Rasûlallah nedir o?.." demişler.
Efendimiz SAV’ de:
"--(Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh)'tır." buyurmuşlardır.
Ebu Zer RA Hazretlerinin rivayetlerinde Rasûl-ü Ekrem SAV Hazretleri:
"--Allah-u Teàlâ Hazretleri bir kuluna nimet verir o kul da o nimetlerin elinde kalmasını isterse (Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh)'ı çok söylesin!" buyurmuşlardır.
Bizde öyle yapıyoruz………











0 Yorum