Telefon
WhatsApp
DÜNYA VE ÂHİRET DENGESİ
300 X 250 Reklam Alanı

Kur’an-ı Kerim’de bu denge açıkça ortaya konur:

“Allah’ın sana verdiğinden (O’nun yolunda harcayarak) âhiret yurdunu iste; ama dünyadan da nasibini unutma.” (Kasas, 28/77)

Bu ayet, müminin dünyayı bir amaç değil, âhirete giden bir vasıta olarak görmesi gerektiğini öğretir. Sahabeden Abdullah bin Ömer (r.a) ise Resûlullah’ın şu tavsiyesini nakleder: “Dünyada bir garip veya bir yolcu gibi ol.” (Buhari)

Ne dünyasını âhireti için terk etmesi istenir müminden, ne de âhiretini dünyası için feda etmesi...

 Allah Resûlü’nün öğretilerinde dünya ve âhiret birbirinin devamı olan ve birlikte kazanılan hayatlardır. Resûl-i Ekrem, ashabından bir zâtın hastalandığını duydu ve hemen ziyaretine gitti. Hastalanan sahabi hastalıktan iyice zayıflamış ve bitkin düşmüştü. Allah Resûlü yanında bir müddet kaldıktan sonra ona, “Herhangi bir konuda Allah’a dua ediyor veya O’ndan bir şey istiyor muydun?” diye sordu. Hasta olan sahabi, “Evet. Allah’ım! Beni âhirette ne ile cezalandıracaksan onu şimdiden dünyada bana ver, diye dua ediyordum.” cevabını verdi. Bunun üzerine Allah Resûlü böyle dua etmemesi konusunda onu uyardı ve ona, “Allah’ım, bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru!” diye dua etmesini tavsiye etti. Tavsiyeye uyan hasta bir süre sonra iyileşti. Bu dua da açıkça göstermektedir ki Allah Resûlü’nün yüce Allah’tan istediği şeyler içinde en önde geleninin, dünya ve âhiret arasındaki denge olduğunu bize öğretir.

Bu dengeyi hayatına en güzel şekilde yansıtan büyük âlimlerden biri de İmam-ı Âzam Ebû Hanîfe Hazretleri’dir. Kendisi hem büyük bir fakih hem de dürüst bir tüccardı.

Rivayet edilir ki İmam-ı Âzam’ın ticaret malını taşıyan bir gemi denizde batar. Bu haber kendisine ulaştırıldığında çevresindekiler onun çok üzüleceğini zanneder. Ancak o, büyük bir  sükunetle:

“Elhamdülillah, dedi”                 

Bir süre sonra kendisine geminin aslında batmadığı, kurtulduğu haberi verilir.Yine Rabbi’ne hamd etti. Haberi getiren kişi Ya İmam , her iki habere de ‘Elhamdülillah’ dedin. Bu nasıl hamd etmek böyle? dedi. İmamı Azam : “Sen gemin battı diye haber getirdiğinde kalbimi şöyle bir yokladım: Dünya malının gitmesinden dolayı en küçük bir üzüntü yoktu , bu nedenle Allah’a hamd ettim. Batan geminin benimki olmadığını öğrenince dünya malına kavuşmaktan dolayı kalbimde bir sevinç yoktu. Bu hâli bana bahşettiği için Allah’a şükrettim”.

Bu ölçüyü hayatına geçiren bir diğer büyük zat ise Hasan-ı Basrî Hazretleri’dir. Kendisine “Dünya nedir?” diye sorulduğunda şöyle cevap verir:

 “Âhireti kazanmak için kullanılan bir sermayedir.”

Rivayet edilir ki Hasan-ı Basrî, gece ibadetinde gözyaşı dökerken gündüz vakti insanlara ticaret, helal kazanç ve adaletle çalışmayı öğütlerdi. O, ahireti düşünürken dünyayı ihmal etmeyen; dünyayı yaşarken ahireti unutmayan bir denge insanıydı.

 “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi âhiret için çalış ” şeklindeki meşhur söylem ile dünya ve âhiret dengesi vurgulanır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurur:

“Akıllı kişi, nefsini hesaba çeken ve ölüm sonrası için çalışan kimsedir.” (Tirmizî)

Bugün bize düşen; dünyayı kalbimize değil, elimizin içine almak; âhireti ise kalbimizin merkezine koymaktır. İşte gerçek denge, işte gerçek huzur buradadır.

 

 

 

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!