DİLİ TUTULAN SAHABE ALKAME
Annesini ihmal etmek, bir Müslüman için günahın ve vebalin en büyüğüdür.
Annelere yapılan zulmün, annelere yapılan vefasızlığın ve kadirbilmezliğin cezasını, evlat daha bu dünyada çekmeye başlar.
Nitekim Peygamberimizin sahabelerinden çok ibadet eden bir genç vardır, adı Alkame’dir. Gündüzleri hep oruçlu, geceleri hep namazdadır. Ancak bir kusuru vardır; annesini üzmektedir. Daha doğrusu hanımını annesine tercih etmekte, sütünü emdiği annesini, karısının sözüyle kırmakta, yaralamakta ve azarlamaktadır. Onun için annesi kırılmıştır, Alkame’ye hep beddua etmektedir.
Günlerden bir gün Alkame hastalanır, camide, cemaatte, namazda görülmez olur. Peygamberimiz, merak eder ve sorar: “Alkame nerede?” Sahabeler, “Alkame hasta Ya Resulallah,” derler. Peygamberimizin emriyle Ömer, Ali, Bilal, Selman olmak üzere bir grup sahabi ziyaretine giderler. Alkame’nin dili tutulmuştur, kelime-i şehadeti söyleyemiyor. Hazreti Peygamber’e haber verilir. Çünkü o zaman çok acil durumu olmayan, ölümcül bir hastalığı bulunmayan sahabeler mutlaka camiye gelir, cemaatte bulunur. Adeta nüfus sayımı camide yapılır, muhtaçlar camide tanınır ve yardım edilir, hastalar camide duyulur ve ziyaretine gidilir.
Hazreti Peygamber sorar: “Alkame’nin kimsesi var mı?” Sahabeler, “Bir yaşlı annesi var,” derler. Peygamberimiz, “Annesini çağırın” buyurur ve Alkame’nin annesine sorar: “Alkame nasıl bir çocuk?” Anne anlatır: “Alkame çok ibadetçi bir çocuk. Gündüzleri oruçlu, geceleri hep namaz kılmaktadır, muhtaçlara yardım eder, sadaka dağıtır. Ama beni çok kırmıştır, hanımının sözüyle beni azarlamıştır, beni üzmüştür. Hep hanımını tercih etmiş, hanımını savunmuş, beni ihmal etmiştir. Kendisine çok kırgınım, adaletli olmadı, gönlümü almadı, o yüzden beddua ettim. Hakkımı helal etmem Yâ Resûlallah.”
Bu ifadeler üzerine odun toplanmasını emreden Peygamberimiz, kadına, “Hakkını helal etmezsen oğlunu yakacağım, öbür dünyada yanmaktansa bu dünyada yanmak daha kolaydır.” buyurur. Oğlunun yanmasına gönlü razı olmayan kadın; “Çocuğumu yakma, hakkımı helal ettim Yâ Resûlallah!” deyince, Hazreti Peygamber, Alkame’nin durumunu görmesi için Bilal’i gönderir. Bakarlar ki, Alkame’nin dili açılmıştır. Kelime-i Tevhid’i (Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah) söyleyerek ruhunu teslim eder.
Alkame’nin cenazesinin defni esnasında, orada bulunan sahabelere Peygamber Efendimiz (as.) şöyle seslenir: “Ey Muhacir ve Ensar cemaati! Kim ki karısını anasına tercih ederse, Allah’ın laneti onun üzerinedir. Allah öylelerinin farzlarını ve nafilelerini kabul etmez.”











0 Yorum