ÇÖLLEŞMEYE GİDEN YOLUN EŞİĞİNDE: ÇUMRA İÇİN ORTAK SORUMLULUĞUMUZ
Son yıllarda Çumra’mızda yaşanan su çekilmesi ve buna bağlı kuraklık, sadece bir doğa olayı değil; aynı zamanda hepimizin üzerinde düşünmesi gereken ciddi bir uyarıdır.
Topraklarımızın çatlaması, ürün verimliliğinin düşmesi ve tarımsal üretimin tehdit altına girmesi, bizi kaçınılmaz bir gerçekle yüzleştiriyor: Çumra, çölleşme tehlikesiyle karşı karşıya.
Bu durumun sorumluluğu ne yalnızca devlette ne de sadece üreticilerimizdedir. Aksine, bu bir zincirin halkaları gibi, hepimizin omuz omuza vererek çözüm üretmesi gereken bir meseledir.
Devlet, elbette üzerine düşeni yapmakla yükümlüdür. Suyun doğru yönetilmesi, kuraklığa dayanıklı tarım politikalarının geliştirilmesi, çiftçilerin bilinçlendirilmesi ve desteklenmesi,bilinçsiz tarımın önlenmesi gibi konularda aktif rol almalıdır. Sulama sistemlerinin modernleştirilmesi, su kaynaklarının verimli kullanımı için altyapı yatırımları ve denetim mekanizmaları, aynı zamanda Göksu projesinin bir an evvel tamamlanması devletin sorumluluk alanındadır.
Ancak üreticilerimizin de bu sorunun çözümünde büyük bir rolü vardır. Özellikle yüksek su tüketen ürünlerden vazgeçerek, daha az su isteyen ve iklimimize uygun mahsullere yönelmek son derece önemlidir. İkinci ekim gibi suya olan talebi artıran uygulamalardan uzak durmak, tarımsal sulamada tasarruflu yöntemlere geçmek de ciddi bir katkı sağlayacaktır.
Bugün alınmayan önlemler, yarının kurak toprakları ve geçim sıkıntısı olarak geri dönebilir. Bu yüzden hem devletin hem üreticilerimizin hem de toplum olarak bizlerin, bu ortak sorumluluğu paylaşması gerekir. Çumra’nın verimli topraklarını, bereketli geçmişini ve geleceğini korumak bizim elimizde.
Çölleşme kader değildir. Tedbir alındığı sürece durdurulabilir bir süreçtir. Önemli olan, bu gidişata göz yummak yerine, harekete geçmektir. Gelin, hep birlikte üzerimize düşeni yapalım. Geleceğimizi kuraklığa değil, bilinçli adımlarla yeşeren umutlara emanet edelim.











0 Yorum