ÇOCUK AİLENİN ÇİMENTOSUDUR
Çocuk dediğimiz zaman ailenin en masum, en temiz ve en tatlı üyesi akla gelir.
Korunması ve işlenmesi gereken bir cevherdir çocuk. Sadece ailenin değildir o. Bütün bir toplumun sorumluluğundadır çocuk. Çocukları psikolojik ve biyolojik olarak sağlıklı yetiştirmek, eğitimli bireyler olarak büyütmek, toplumun geleceğine yatırım yapmaktır. Daha doğrusu çocukların sağlığıyla toplumun sağlığı doğru orantılıdır. Çocuk sevgidir, çocuk gelecektir, çocuk güvendir, çocuk zenginliktir.
Özellikle aileler için çocuk, sevginin ve şefkatin odağıdır, ailenin çimentosudur. Aile bu çimentoyla sağlamlaşır ve ayakta kalır.
Çocuk aile için moral, huzur ve güven kaynağıdır. Çocuksuz evde bir şeyler eksiktir. Yemekler onunla tatlanır, sofralar onunla şenlenir, evler onunla bereketlenir.
Çocuğu doğurup sokağa salmak hüner değildir. Sahipsiz, sağlıksız ve eğitimsiz büyüyen bir çocuk, ileride toplumu ve ailesi için problem haline gelir. Günümüzde adliyeleri ve emniyeti meşgul eden bu tür çocuklardır.
Yazarlarımızdan Mehmet Gündem’e ait bir gazete yazısından, “çocuk kalbi” ile ilgili birkaç güzel cümleyi buraya almak istiyorum:
“Benim kitleleri, çocukları, büyükleri kurtaracak bir formülüm var, o da; çocuk kalbi paradigmasıdır. Çocuk kalbi, çocuk saflığı acılara merhemdir, yaralara ilaçtır. Çocuklarını mutsuz eden toplumlar, mutsuz olmaya mahkumdurlar. Merkezinde “çocuk kalbinin” atmadığı paradigmalar pragmatiktir, sevgisizdir, dayatmacıdır ve geçicidir. Çocuklar insan bedeninin eseri değildir sadece. Onlar aynı zamanda biz büyüklerin eseridir. Her çocuk “çok şey olmaya aday” olarak gelir dünyamıza. Kalbi kırık çocuklar ise, daha şimdiden hiçbir şey olmaya adaydır. Hayata kalple başlayıp, hayatı kalpsiz sürdürmek ve bitirmek fıtratın bozulmasıdır. Kalp kıran medeniyetler sorunludur, çocuk kalbi kıran medeniyet ise çaresizdir.”
“Çocuk merhemdir, gözyaşıdır, tebessümdür, ilaçtır, sevgidir, masumiyettir, samimiyettir, temizliktir, barış mayasıdır, gelecektir, umuttur, fırsattır.”
Şu halde çocuklar evlerimizin içinde kullandığımız cansız birer eşya değildir. Gözü, kulağı, gönlü, kalbi, hafızası, iradesi ve duyguları olan; her zaman bizleri bir kamera gibi çeken, Allah’ın emanet kullarıdır. Arabamızın boyasına, evimizin mobilyasına verdiğimiz önemi ve özeni, çocuklarımıza da gösteriyor muyuz? Onların nasihatten çok, güzel örneğe ihtiyaçları olduğunu biliyor muyuz? Sokrat’ın dediği gibi, “Öküzümüze yani hayvanımıza verdiğimiz eğitimi, çocuklarımıza da verme gereği duyuyor muyuz?” Bu sorularla kendimizi her gün sorgulamalı, çocuklarımız hakkında sorumluluğumuzun çok büyük olduğunu unutmamalıyız.
Çocuk aile kurumunun ön önemli öğesidir dedik. Çocuk adeta merkezdir. Ailenin geleceğe ait planları, programları, hayalleri, ümitleri, onun etrafında döner ve şekillenir. Çocuk, hayatın her türlü depremlerine, sallantılarına ve problemlerine karşı aileye mukavemet kazandırır. Çocuk problem olmaktan çok problem çözücüdür. Aile içi tartışmaların teskin edici ilacıdır. Çocuğu düşünerek, onun ayrılığının acısını yüreğinde hissederek, şefkat ve merhametine yenik düşerek, eşlerden biri başını alıp çekip gidemez. Gidenler yok mu? Elbette var. Onlar istisnadır, azınlığı teşkil eder. Belki bir anlık aklının dumura uğraması, bir anlık vicdanının sesinin zayıf kalması, bir anlık irade melekesini elinden kaçırması, az olan sabrının taşması, dini ve manevi duygularının baskın olmaması ve eğitimsizlik, evden kaçışlara, yuvaların yıkılmasına, anne-babalı çocukların yetim ve öksüz durumuna düşmelerine sebep olabilmektedir.
Çocuksuz aile meyvesiz ağaç gibidir. Kuru bir ağacı ufak bir rüzgârın devirdiği gibi, çocuksuz bir yuva da dış ve iç depremlere ve sallantılara karşı güçsüz ve dayanıksızdır.
Araştırmalara göre, her yedi aileden birisi çocuk nimetinden mahrumdur. Teknolojinin ve tıp ilminin geldiği noktada bugün bu ailelerin büyük bir kısmı, tüp bebek ve diğer tedavi yöntemleriyle çocuk sahibi olabilmektedir.
Şu ilahi gerçeği unutmamak lazım ki, çocuk bir nasip işidir. Rabbin bir lütfu ve imtihanıdır. Çocukları yüzünden kahır çeken, rezil ve rüsva olan, en büyük düşmanlığı çocuklarından gören aileler, hele günümüzde bolca vardır. Çocuksuz aileler, bu tür çocukları yüzünden perişan ailelere bakarak şükretmeli ve sabretmelidir. Birçok insanları Rabbimiz çocuksuzlukla imtihan ederken, bir kısımlarını da çocuklarınn zulmüyle imtihan etmektedir. Cenâb-ı Mevla; “Habibim, sabredenlere müjdele” buyurarak, her şeyin ilacının sabır olduğunu beyan ediyor.
Şu halde çocuklarımızı ana rahmiyle başlayan süreçte özenle büyütmeli, eğitmeli, millî ve dînî duygularla yoğurmalı, onlar için yorulmalıyız. Değer doğrusu.











0 Yorum