CAMİYE PAMUK ŞEKERLE GİDEN NESİL Mİ, ALLAH SEVGİSİYLE KOŞAN NESİL Mİ?
Altı temmuzda yaz Kur'an kursları başladı.
Öncelikle şunu ifade edelim ki; camilerimizi şenlendirmek için gece gündüz koşturan imamlarımızdan, Kur'an kursu hocalarımızdan Allah razı olsun. Gerçekten büyük bir fedakârlık yapıyorlar.
Kimi pamuk şeker makinesi alıyor...
Kimi çocuklara kek dağıtıyor...
Kimi et ikram ediyor...
Kimi bisiklet hediye ediyor...
Kimi tablet veriyor...
Kimi de Çocuklar camiden kaçmasın. diye oyun üstüne oyun hazırlıyor.
Allah emeklerini zayi etmesin.
Ama insanın yüreğini yakan başka bir hakikat var.
Ey Müslüman anne!
Ey Müslüman baba!
Biz neyi kaybettik?
Müslüman bir ülkede, ezanların beş vakit semaya yükseldiği bir memlekette, Müslüman ana babanın evladını Allah'ın evine getirebilmek için neden pamuk şekere, bisiklete, tablete muhtaç hâle geldik?
Bu soru sadece hocaların değil, hepimizin sorusudur.
Bir zamanlar çocuklar dedelerinin peşinden camiye koşardı.
Abdest almayı öğrenmek bir sevinçti.
Kur'an öğrenmek bir şerefti.
Hoca efendinin Aferin evladım. demesi dünyalara bedeldi.
Şimdi ise ilk soru şu oluyor:
"Hediye var mı?"
Eğer çocuk camiyi hediyesi olduğu gün seviyorsa, ortada düşünmemiz gereken büyük bir yara vardır.
Biz evlatlarımıza Allah sevgisini değil, ödül sevgisini öğretmişiz.
Kur'an sevgisini değil, menfaat hesabını öğretmişiz.
İbadetin huzurunu değil, karşılık beklemeyi öğretmişiz.
Elbette küçük yaşta çeşitli etkinlikler yapılabilir. Çocukların gönlü kazanılabilir. Buna kimsenin itirazı yoktur.
Fakat asıl soru şudur:
Yarın pamuk şeker olmayınca bu çocuk yine camiye gelecek mi?
Tablet dağıtımı bitince safa duracak mı?
Bisiklet kazanamayınca Kur'an okumaya devam edecek mi?
Eğer cevap Hayır ise, oturup hepimiz kendimizi hesaba çekmeliyiz.
Çünkü bu yük yalnız imamın yükü değildir.
Bu yük önce anne babanın omuzundadır.
Evinde namaz olmayan bir evden cami sevdalısı çocuk çıkmaz.
Kur'an okunmayan bir evden Kur'an âşığı yetişmez.
Anne babası secdeye varmayan bir evde çocuk secdenin kıymetini kolay kolay öğrenemez.
Çocuk anne babasının yaşadığını örnek alır, söylediğini değil.
Bugün hocalarımız çocuk toplamak için yarışıyor.
Keşke anne babalar da çocuklarını sabah namazına kaldırmak için yarışsa...
Keşke evlerde televizyon kadar Kur'an açılsa...
Keşke telefon kadar seccade değer görse...
İşte o zaman ne pamuk şekere ihtiyaç kalır, ne tablete, ne bisiklete...
Çünkü gönlü imanla dolan bir çocuk için en büyük ödül Allah'ın evine girebilmektir.
Unutmayalım...
Pamuk şeker erir.
Kek yenir biter.
Tablet bozulur.
Bisiklet paslanır.
Ama küçücük yaşta kalbe ekilen iman tohumu, insanı mezara kadar taşır; Allah'ın izniyle ahirette de kurtuluşuna vesile olur.
Geliniz, çocuklarımıza geçici hediyeler değil, kalıcı değerler bırakalım.
Onlara oyuncak değil, Kur'an sevgisi...
Ödül değil, Allah sevgisi...
Eğlence değil, secde huzuru...
Menfaat değil, iman şuuru kazandıralım.
Çünkü bir milletin geleceğini ayakta tutacak olan pamuk şeker değil; Allah'a bağlı yetişen nesillerdir.










0 Yorum