BABA VE ÜÇ OĞUL
İbretli hikâyeler, yaşanmış hatıralar, her zaman insanların olgunlaşmasına, doğruyu bulmasına, yanlışlar yapmamasına yardımcı olur. Bazı hikâye ve hatıralarda insanların alacağı önemli dersler ve öğütler vardır.
İşte bunlardan birisi de, üç oğlunu evlendiren adamın hikayesi:
Anadolu’nun bir kasabasında umur görmüş, hayatın tecrübeleriyle yoğrulmuş bir adam, üç oğlunu evlendirir. Üç oğlan da evlenir evlenmez iş icabı baba evinden uzakta yaşarlar., gurbete giderler. Bir bayram vesilesiyle üçü de baba evinde bir araya gelirler. Üçü de evlidir, hanımları ve çocukları vardır.
Tecrübeli baba, gelinleri hakkında bilgi almak, oğullarının mutlu olup olmadıklarını öğrenmek ister. Oğullarını tek tek odasına çağırır ve birinci oğluna sorar:
-Oğlum, hanımınla nasılsın, iyi misin? Oğlan cevap verir:
-Baba, çok iyiyim, ancak şu kadarcık bir eksiği var ki, benim hanım biraz ağırcanlı, tembel, uyuşuk, işleri çabucak görüvermez.
-Oğlum, der baba, o eksik büyük bir suç değil. Zaman içinde düzelir. Yalnız filanca mahallede bir kadın var; çok atik, çok çalışkan, çok tez canlı. O kadına komşu ol. Senin hanımın da o kadından göre göre eksiğini ve kusurunu düzeltir, uyuşukluğu ve tembelliği atar.
İkinci oğlunu çağıran adam aynı şekilde sorar:
-Oğlum, hanımınla nasılsın?
-Baba, ben de çok iyiyim, ancak hanımın şu kadarcık bir kusuru var; hanımım çok açgözlü. Herkeste olanın kendisinde de olmasını ister. Falancada bu var, filancada şu var diye hep sayar durur.
-Oğlum, o kusur da çok büyütülecek kusur değil. Zamanla düzelir. Yalnız falan mahallede bir kadın var; çok tok gözlü, kanaatkâr ve şükür sahibi. Git ona komşu ol, hanımın o kadına baka baka, o kusurunu düzeltir, gözü gönlü tok olur.
Üçüncü oğlunu çağıran baba, aynı şekilde sorusunu yenileyince oğul cevap verir:
-Baba ben de hanımımla geçinip gidiyorum. Ancak bir suçu vak ki, gururumu incitiyor. Ben birileriyle konuşurken sözümü keser, önüme geçer. Beni kaale almaz, hatırımı saymaz. Başkalarının yanında hep öne atılır. Bir erkek olarak gururum inciniyor, aşağılanıyorum.
-Tecrübeli baba, tecrübesini konuşturur ve şu nasihati yapar:
-Oğlum, o kusurun tedavisi yoktur, düzelmesi mümkün değildir. Ya o şekilde sabredersin, ya da ayrılır, başının çaresine bakarsın.
Evet, huylar vardır; eğitimle, aile ve arkadaş ortamında, komşuların ve çevrenin etkisiyle, eğitimcilerin nasihatlarıyla düzelir, düzeltilir, güzelleşir. Yine huylar vardır; kolay kolay değişmez, değiştirilemez, insanla birlikte tabuta kadar gider. Huyların bir kısmını insan doğuşundan getirir, bir kısmını sonradan kazanır. İşte sonradan kazanılan huylarda anne-babanın, arkadaş çevresinin ve eğitim kurumlarının rolü vardır.
O halde baba rehber, ana örnek olmalı, çocuğu eğitirken “Ölürse yer beğensin, kalırsa el beğensin” demelidir.











0 Yorum