Telefon
WhatsApp
AÇ KALAN MİDE DEĞİL, UYANAN VİCDANDIR RAMAZAN’DA...
300 X 250 Reklam Alanı

Evet dostlar, bugünlerde sıkça şuna şahit oluyoruz:

Adam oruç tutuyor… Sahura kalkıyor, iftara oturuyor. Ama namaz yok. Dil aynı dil, el aynı el, göz aynı göz, Günahlar olduğu yerde duruyor. Hatta bazen Ramazan gelmiş, ama kalp hâlâ Ramazan’dan habersiz gibi.

Şimdi sormak lazım kendimize:

Bu şekilde tutulan oruç, insanın vicdanını nasıl uyandırsın?

Oruç sadece aç kalmak olsaydı, dağ başındaki çoban da oruçlu sayılırdı; aç kalan herkes ibadet etmiş olurdu. Ama Ramazan, mideyi değil sadece, kalbi terbiye etmek için gelir. Açlık, vicdanın kapısını çalmak içindir. Tokken duymadığımız o sesi açken duyalım diyedir.

Eskiler ne derdi bilirsiniz:

Oruç mideyi değil, adamı adam eder.

Ama biz işi tersine çevirdik.

Oruç var, ama yalan da var.

Oruç var, ama kul hakkı da var.

Oruç var, ama namaz yok.

Oruç var, ama gönül kırmak serbest.

Olur mu dostlar, olur mu?

Bir adam düşünün; sabahtan akşama kadar aç durmuş ama akşam iftarda dilini tutmamış, kalbini tutmamış, elini tutmamış… Bu oruç, vicdanı nasıl uyandırsın? Sadece mide yorulur, başka da bir şey olmaz.

Anadolu insanı bu işi güzel özetlerdi:

Aç kalmak kolay, adam olmak zor.

Ramazan işte tam da bunun için var.

Aç kalınca fakirin hâlini anlayalım diye…

Susayınca muhtacın hâlini hatırlayalım diye…

Nefsimize dur demeyi öğrenelim diye…

Ama namaz yoksa, oruç vicdanı uyandırmaz; sadece takvimde bir çentik olur.

Günah terk edilmiyorsa, oruç insanı yükseltmez; sadece aç bırakır.

Bakın dikkat edin, Ramazan geldi mi bazı insanların siniri artar.

Oruçluyum deyip kırıcı olur.

Oruçluyum deyip haksızlık yapar.

Oruçluyum deyip gönül yıkar.

Hâlbuki oruç ben açım demek değil,

Ben kendimi tutuyorum demektir.

Namaz, orucun istikametidir.

Günahı terk etmek, orucun meyvesidir.

Güzel ahlak ise Ramazan’ın hediyesidir.

Bunlar yoksa, ortada sadece aç bir mide kalır; uyanan bir vicdan değil.

Eskiden Ramazan gelince mahallede bir yumuşama olurdu.

Kavgalı olan barışırdı, küs olan selam verirdi.

Şimdi ise Ramazan geliyor ama bazı gönüller hâlâ kapalı.

Demek ki Ramazan’ı mutfağa almışız ama kalbe almamışız.

Oruç bize şunu sormalı:

Dilime sahip miyim?

Eline, gözüme sahip miyim?

Kul hakkından kaçıyor muyum?

Namazla Rabbimin huzuruna duruyor muyum?

Bu soruların cevabı yoksa, mide aç kalır ama vicdan uyumaya devam eder.

Velhasıl dostlar,

Ramazan açlık ayı değil, uyanış ayıdır.

Sofrada eksilen lokma değil, gönülde eksilen günah olmalı.

Takvimden düşen gün değil, kalpten düşen yük olmalı.

Unutmayalım:

Aç kalan mide değil, uyanan vicdandır Ramazan’da.

Allah hepimize Ramazan’ı midede değil, kalpte yaşamayı nasip etsin.

 

Anasayfa Reklam Alanı 1 728x90

0 Yorum

Henüz Yorum Yapılmamıştır.! İlk Yorum Yapan Siz Olun

Yorum Gönder

Lütfen tüm alanları doldurunuz!